Krank Art Gallery | Sergi
2
archive,category,category-sergi,category-2,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-2.4,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0,vc_responsive

GÜNEŞ TERKOL “DÜNYADAN BİR IŞIK GEÇTİ: HEY BEKLE!” Sergisi 15 Aralık – 18 Şubat

KRANK Art Gallery, Ali Akay küratörlüğünde gerçekleştireceği yeni sergisi “DÜNYADAN BİR IŞIK GEÇTİ: HEY BEKLE!” ile Paris’te Cité des Arts’da atölye çalışmalarına devam eden başarılı genç sanatçı Güneş Terkol’u ağırlıyor. İnce ve geçirgen çalışmaları bizi nerdeyse bir “masallar dünyasına” sokarak bir yandan masallar gibi uçucu diğer yandan ise inandırıcı bir tutum sergileyerek izleyiciyi bir büyü dünyasının içinden geçen bilmece bulmacaya dahil ediyor.

 

Dikiş, video, desen ve sesi kullanarak cinsel kimlikler arası ilişkileri konu alan işler üreten sanatçı için çalışmak; içine atıkları, çelişkileri ve birliktelikleri alan bir ilişkidir. Çalışmaları, yaşadığı yer bulunduğu sosyal koşullar, karşılaştığı imgeler, kendi kişisel tarihi ve bulduğu materyaller ile şekillenmektedir. Çalışmalarında kendisini motive eden, onun açısından uyum içeren işaretlerin, hikayelerin, kelimelerin, hayallerin peşine düşüp onlardan yeni kurgular üretmektir. Bu doğrultuda yeni bir işe başlarken, eski defterlerindeki notlara, çizimlere, biriktirdiği kumaşlara ve fotoğraflara bakar.

Boyamanın ötesinde ifade teknikleri arayan sanatçı topladığı kumaş parçalarını bu amaçla kullanır. Sanatında ağır, hantal ve pahalı olandansa ekonomik, tesadüfi, kolay taşınabilir ve sanatçıya nefes aldıran araçları kullanmayı tercih eder.

Dikişle ve direkt kumaşı boyayarak oluşturduğu siyah konturlarla müphem bir zaman ve mekanın figürlerini yaratırken bu içeriği boşaltılmış, kimi zaman hayvansı insan figürleri ile başı ve sonu belirsiz kalan hikayeler ortaya koyar. Terkol’un adeta soyut olarak temsil ettiği figürler, insanlar ve objeler, kumaşın ‘gerçek’liği ve kumaşı görmeye alıştığımız durumlarla birleştiğinde sanatçının çalışmaları tanıdığımızı zannettiğimiz bir objeyi yabancılaştırır. Bu yabancılaşmaya kullandığı kumaş üzerine dikiş tekniği ile; imgelerle, imgelerin temsil edildiği görsel form arasında oluşan farklı bir gerilim eklenir. Kadın olmakla ilişkilendirilen dikiş dikme eyleminin, kurgusal imgeler yaratmak için araç olması, dekoratif ve ‘feminen’ olarak düşünülen kumaşın beklenmedik kullanımı, sanatçının kendi cinsiyeti ve cinsiyetinin toplumdaki yeri ile ilişkisini sorguladığına işaret etmektedir.

 

DÜNYADAN BİR IŞIK GEÇTİ: HEY BEKLE !

 

Masallarda olduğu gibi; eserler, rüzgarların estiği, yağmurların yağdığı, şimşeklerin çaktığı, cinler ve perilerin uçuştuğu ya da yılan gibi süründüğü bir his dünyasına ait olarak durmaktalar. Karanlık ve aydınlık arasındaki diyalektik ilişkilerde ancak görünürlük kazanan ve bazen de görünürlüklerini yitiren canlı olmayan ama yaşayan varlıklar olarak cinler; Güneş Terkol’un masallar dünyasında erkek ve kadın cinler olarak ayrılmaktalar. Gözden kaçırmamamız gereken hikayeler ve masalların bizi götürüp de düğümünü bağladığı yerin yine bir ahlak sorunu olarak karşımıza çıkıyor oluşudur. Güneş Terkol’un eserlerindeki hikayeler bizim dünyamıza ait olarak işlenmişlerdir bir nakış gibi. Soyutlaştırılan figürler her biri görünür ve bir o kadar da figüratif olarak karşımıza geçmiş bizi onlara bakmaya sevk etmektedir, çekici oldukları kadar sevimli bir uçuculuk ve tuhaflık taşımaktadırlar kendi maddi malzemelerinde.

Salman Rüşdi’nin “İki sene sekiz ay ve yirmi sekiz gece” romanında; 12. yüzyılda yaşamış filozof İbn Rüşd’ün peri kızı Dünya’ya aşık olup hayatının son zamanlarında, Sevilya kadılığından uzaklaşıp, dönme Yahudilerin asıl kimliklerini sakladıkları bir şehre gitme hikayesine benzer bir hikayenin kahramanı gibi eserlerin kahramanlarının olduğu bir şehrin ortasındayız sanki! “Bu şehir neresi?” diye sorulduğunda; elbette, içinde yaşadığımız şehirden başkası aklımıza gelmeyecek. Neresinden bakarsak bakalım sermayenin sisteminin değişime soktuğu bu şehirde peri masallarına yer olmaz gibi görünse bile sanatın dünyasında Dünyalar hep var olacaklar.

 

Güneş Terkol Hakkında

 

Kollektif üretimin, ortaklaşa çalışmaların ve ortak bir amaçla bir araya gelişlerin de çok önemli olduğuna inanan sanatçı 2005 yılından beri bireysel çalışmalarının yansıra Ha Za Vu Zu sanat kolektifi ile de üretimler yaptı. Ha Za Vu Zu üyesi 3 sanatçı: Oğuz Erdin, Güçlü Öztekin, Güneş Terkol’un yeni grubu GuGuOu ile performanslarına devam ediyor. Halen Paris’te Cité des Arts’ta sanatçı programında olan Terkol’un işleri son olarak 32. Sao Paulo Bienali’nde ve Manhattan Loft Gallery Londra’da “All Fun and Games until gets burnt…” grup sergisinde görüldü.

 

Sanatçı Programları; 2013 ISCP, New York, 2011 OrganHaus, Chongqing, 2010 Gasworks, London

Solo Sergiler; 2015 LISTE, The Young Fair Basel, 2014 “Holographic Recording” NON Gallery Istanbul, 2012 Frieze Frame, Frieze Art Fair London, 2012 “The Main Forces That Stir Up Action” NON Istanbul, 2008 “No Ceremony for Transition” Apartment Project Istanbul

Grup Sergileri; 2016 “O zaman renk!” Artnivo Istanbul, 2015 “Passion, Joy, Fury” MAXXI, National Museum of XXI Century Arts Roma, 2015 “Stay with me” Depo Istanbul, 2014 10. Gwangju Bienali Kore, 2013 “Better Homes” Sculpture Center New York, 2013 Whitechapel Gallery Londra (Ha Za Vu Zu ile beraber), 2012 “Who told you so?! #4 Truth vs. Family” Onomatopee Eindhoven, 2012 “Signs Taken in Wonder” MAK Viyana, küratörler: Simon Rees ve Bärbel Vischer, 2012 “What a Loop” Berlin (Ha Za Vu Zu ile birlikte), 2011 “Dream and Reality” Istanbul Modern Istanbul, 2009 10. Lyon Bienali, (Ha Za Vu Zu ile birlikte), küratör: Hou Hanru, 2009 “BREADWAY, Urban stories: The X” Baltic Triennial of International Art Vilnius (Ha Za Vu Zu ile birlikte), 2007 10. İstanbul Bienali, küratör: Hou Hanru (Ha Za Vu Zu ile birlikte), 2007 “sobe!” Bilsar Istanbul, küratör: Leyla Gediz, 2007 “We Are Getting Vocalized” Galerist Istanbul (Ha Za Vu Zu ile birlikte),

0

KRANK Art Gallery 26 Mayıs’ta Yeni Sergisiyle Sanatseverlerle Buluşuyor!

“Bitkilerin Enigması / Enigma of Plants” Sergisi 26 Mayıs – 16 Temmuz

 

????????????????????????????????????

Camila Rocha’nın “Bitkilerin Enigması” adlı solo sergisi doğayı sanatla ilişkisi üzerinden sorgulayan farklı bir bilmeceyi mekanına taşıyor.

KRANK Art Gallery, çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Rus asıllı sanatçı Vadim Fishkinle gerçekleştirdiği ilk serginin ardından yine Ali Akay küratörlüğünde Camila Rocha’yı ağırlamaya hazırlanıyor. İlk sergisinde Vadim Fishkin’le sanat ve teknolojinin buluştuğu noktada ışık ve ışık yansımalarının gizemine odaklandıktan sonra bu kez de Camila Rocha’nın doğayı sanatla ilişkisi üzerinden sorgulayan bulmacasını mekanına taşıyor.

Bitki ve bitki yaşamının kavramsallaştırılmasına odaklanan Camila Rocha çalışmalarında canlı florayı, çizim ve dev bitki enstalasyonlarında kendi ürettiği bitkiler ve tohumlarla bir araya getiriyor. Sanatçının çalışmalarının odak noktasını özel üretim bitkiler oluşturuyor. Rocha’nın hayal ürünü olan bitkileri izleyende daha önce gördüğü ama tanımlayamadığı bir arada kalmışlık duygusu yaratıyor. Aynı zamanda kişisel tecrübesi ve zaman temelinde sınıflandırdığı doğa enstalasyonu ile duvarlarımızın ve günlük yaşantımızın dışında kalmış bir çevreyi bizim için iç ortamda tekrardan yaratıyor.

????????????????????????????????????

Deney Alanı Olarak Bitkilerin Enigması

Camila Rocha’nın sergisi bizi bir deneyim alanına sokmaktadır: Duyma, düşünme, görme biçimlerinin işleme konulduğu enigmatik bir işlemdir bu. Sanat bir deneyim alanı olarak çıkar karşımıza; bir o kadar da zanaatla birlikte varlığını sürdürmektedir. Deneyim sayesinde bir atmosfere girilir; yaşanan deney, izleyicilere yaşattığı empati taşıyan bir deney haline dönüşmektedir.

Camila Rocha’nın mobil heykelleri, arka plan ve ön plan arasındaki şaşırtıcı ilişkiye bağlı olarak çalışmakta ve mekanı bir deney alanına çevirmektedir. Her biri ayrı ayrı işleyen, resim, desen ve heykeller sergide birbirlerine eklemlenmektedir. Sanatçıyı izleyicinin hayal gücüyle iç içe geçirerek, sanat yapanı ve sanata bakanı da neredeyse süperpoze bir şekilde kullanan temsili bir temaşa alanı, serginin kavramsal yerleştirmesini oluşturmaktadır.

Fotosentetik ve ototrof olan bitkiler birer organizma olarak canlı türün botanik ile ilgili kısmını oluşturmaktadır. Her türlü iklimde ayrı ayrı türleri olan bitkiler Camila Rochanın sanat alanındaki nesnelerini oluşturmaktadır. Sanatçıyı ilgilendiren bitkiler aslında direkt olarak doğa ile ilişkili olarak düşünülmemektedir; bir anlamda sanatın bir parçası olarak veya hatta bir varolan olarak yapaylık Rochanın sanat yapma biçimi içine girmektedir. Camila’nın sanatı bilme biçimi”, bir arzu üzerinden okunabilir; bir duyum nesnesi olarak bitkiler birer yaşam nesnesi olarak sanatçıyı temsili bir biçimde sanat yapmaya doğru itmektedir.

Sanatçı kendi çevresini yaratırken bu çevrenin üreyip çoğalma biçimini sorgular. Bu sorgulama sürecinde bitkilerin gelişim sürecinden bir şov sahneye koyar galeri duvarlarının içinde Camila Rocha. Sergide izleyiciyi yeni bitki türlerinin oluşumunun yaratım sürecine davet eder. Tohumlardan başlayan iki boyutlu bitki çizimlerini, üç boyutlu dev enstalasyonları izler. Adeta bir kelebeğin yumurtadan başlayarak, larvaya, larvadan koza ve kanatlı bir kelebeğe dönüşümünün döngüsünü takip eder.

Camila Rocha bir yandan yaratıcılığımızı harekete geçirmek için doğanın verimli uyaranlarına ihtiyacımız olduğunu vurgularken diğer yandan da doğanın varoluşumuzu sorgulama noktasındaki önemini tekrardan farkındalığımıza sunuyor. “Yeni Bitki Türleri Kataloğu hazırlamaya tam olarak 2000de başladım. Babamın evinin bodrum katında sığınak gibi bir seram vardıdiyen sanatçı ülkesinin zengin ve bereketli topraklarını kutlayan ortamlar yaratıyor.

26 Mayıs’da açılacak sergi 16 Temmuza kadar ziyaret edilebilir.

Camile Rocha

1977 Sao Paula doğumlu Brezilyalı sanatçı 13 yıldır İstanbulda yaşamakta ve çizim, video, fotoğraf, performans ve enstalasyonlar aracılığıyla bitkiler üzerinden çalışmalarına devam etmektedir.

2015-2016’da İstanbul Modernin Çelenk Bafra ve Paolo Colombo kürarörlüğünde sunduğu Yok Olmadan sergisi kapsamında Sefatoryum adlı mekana özgü yerleştirme yapıtını gerçekleştirmiştir. Sanatçı insan eliyle yapılmış yeni bir çevre konsepti önermesiyle bu çalışmasında bir yandan doğayı neo-pagan tarzda kutsarken diğer yandan da doğayla birlikte olma hissini ve bir bahçede bulunma keyfini çağrıştırmayı amaçlayan bir oyun alanı yaratır.

2014 ilkbaharında kentsel dönüşüme girmemiş tek Cihangir binası olan Sigorta Pasajı’nda terk edilmiş bir çiçekçi dükkanını kiralayarak mekanda FloriKültür projesini gerçekleştirdi. Enstalasyonuna İstanbul şehir hayatından sesler de katarak bu çok katmanlı çalışmasına ayrı bir boyut ekledi.

Sergilerinin yanı sıra “Nightcomers” ile 10. İstanbul Bienali’ne ve Hüseyin Bahri Alptekin ile beraber gerçekleştirdiği “Catching up” projesi ile 3. Tirana Bienali’ne katılmıştır.

KRANK Art Gallery Hakkında:

Ali Akay küratörlüğünde oluşturduğu bir yıllık sergi programı ile çağdaş sanatın önemli temsilcileri ile sanatseveri buluşturacak olan galeri çağdaş sanat platformuna yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Ayşe Üner Kutlu ve Sibel Erdamar ortaklığında kurulan galeri isminin yarattığı dinamik etkiyi Türk ve yabancı çağdaş sanatçılardan seçkilerle oluşturulan sergilerine de yansıtma hedefinde.

0

KRANK Art Gallery, İLK SERGİSİ “BİLİMSEL BRİKOLAJ“ İLE AÇILDI!

İstanbulun sanat ve tasarım merkezlerinden Tomtom Mahallesi’nin yeni sergi mekanı KRANK Art Gallery, Mart ayında ilk sergisi ile açıl.Ali Akay küratörlüğünde Vadim Fishkin ‘’Bilimsel Brikolaj’’ sergisi Mart ayından itibaren iki ay boyunca KRANK Art Galleryde.

Tomtom mahallesinin yepyeni sanat mekanı KRANK Art Gallery, Ali Akay küratörlüğünde oluşturulan bir yıllık sergi programı ile çağdaş sanatın önemli isimlerini İstanbullular ile buluşturuyor. KRANK, özellikle çağdaş sanatın teknoloji ile buluşmasının yarattığı estetik ifadeyi sergilerine yansıtmayı hedefliyor. Galeri, bu amaçla hazırlandığı ilk sergisinde Rus asıllı sanatçı Vadim Fishkine ev sahipliği yapıyor.

3. İstanbul Bienali’nde işleri ilk kez görülen Fishkin; fotoğrafları, sesli ışık projeksiyonları, interaktif enstalasyonları ile bilim ve sanat arasındaki ilişkiyi irdeliyor. Sanatçı; bilim, bireysel tecrübe, arzu ve hayal gücü arasındaki ilişkiyi incelediği eserlerinde, teknolojik gelişmeleri şiirsel üslubunun bir aracı olarak kullanıyor. Ses, ışık ve hareketli imgeleri kullandığı eserlerinde teknolojik ekipmanın, estetiği mi yoksa işlevselliği mi sorgulamasını gündeme taşıyor.

Vadim Fishkin’in çalışmaları, hayal gücü ile bilimsel yaklaşım arasında var olan gerilim üzerinden ele alınıyor. Gündelik yaşama ait, her gün elimizin altında bulunan nesnelerden yola çıkarak, bilimsel bir yaklaşımı bir brikolaj şeklinde ele alıyor. Bizim hayal bile edemeyeceğimiz ama bilmeden kullanmaya devam ettiğimiz nesneler onun sanatının öğelerinin gizeminde saklı olanı açığa çıkarıyor. Sanatçının İstanbul’daki sergisi bu nesnelerin üzerinden gelişmekte olan düşünce üzerine odaklanıyor.

Sergide yer alacak olan “Moving Star”adlı çalışması kinetik ve interaktif özellikleri ile ziyaretçiyi esere direkt olarak dahil ediyor. Karanlık ortamda tavandan sarkan fön makinesi ve ampulle oluşturduğu çalışmasında insanın manipüle ettiği hareketli yıldız imgesinin, akılcı insanın dışsal bilinmeze karşı, içsel yüceltmeyi estetik bir tecrübe olarak yaşamasını sağlıyor. “Miss Christmas” adlı ışık projeksiyonu ile sanatçı galeri mekanının duvarları arasında güneşli bir sahili yaşatıyor. Galerinin zemininde bulunan metal bir kovada büyümekte olan bir palmiye ağacının hareketli gölgesinden oluşan bu eserinde şiirsel üslubunu mizah ile destekliyor.

Ali Akay küratörlüğündeki “Bilimsel Brikolaj” sergisi 6 Mayıs’a kadar KRANK Art Gallery’de görülebilecek.

Vadim Fishkin Hakkında:

1965 doğumlu Rus asıllı sanatçı Vadim Fishkin 1996’ya kadar Moskova’da yaşayıp daha sonra Slovenya Ljubjana’ya taşınarak çalışmalarına orada devam etmeye başladı. Moskova, Paris,Roma, Berlin gibi bir çok şehirde solo sergilerinin yansıra katıldığı grup sergilerinin çokluğu ve 1995, 2003 ve 2005 Venedik Bienallerine, 1. Valencia Bienali, 9.Shangai Bienali ve 3. İstanbul Bienali’ne katılımları ile öne çıkıyor.

Sanatçı; Avrupa’nın bir çok kentinde gerçekleştirdiği solo sergileri ardından Kasper Konig küratörlüğünde gerçekleştirilen, Rusya ve Ukrayna krizine eleştirel yaklaşımı gerekçesiyle iptal ettirilmeye çalışılan St Petersburg’daki Manifesto 10 Bienaline de katılmıyla dikkat çekmiştir. Çalışmalarını Slovenya’da sürdüren sanatçı Berlin’in önemli çağdaş sanat galerilerinden Galerija Gregor Padnor ile çalışıyor.

KRANK Art Gallery Hakkında:

Ali Akay küratörlüğünde oluşturduğu bir yıllık sergi programı ile çağdaş sanatın önemli temsilcileri ile sanatseveri buluşturacak olan galeri çağdaş sanat platformuna yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Ayşe Üner Kutlu ve Sibel Erdamar ortaklığında kurulan galeri isminin yarattığı dinamik etkiyi Türk ve yabancı çağdaş sanatçılardan seçkilerle oluşturulan sergilerine de yansıtma hedefinde.

Bilimsel Brikolaj Görseller

0