Krank Art Gallery | basin_TR
19169
paged,page,page-id-19169,page-template,page-template-blog-large-image,page-template-blog-large-image-php,paged-5,page-paged-5,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-2.4,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0,vc_responsive

KRANK Art Gallery 26 Mayıs’ta Yeni Sergisiyle Sanatseverlerle Buluşuyor!

“Bitkilerin Enigması / Enigma of Plants” Sergisi 26 Mayıs – 16 Temmuz

 

????????????????????????????????????

Camila Rocha’nın “Bitkilerin Enigması” adlı solo sergisi doğayı sanatla ilişkisi üzerinden sorgulayan farklı bir bilmeceyi mekanına taşıyor.

KRANK Art Gallery, çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Rus asıllı sanatçı Vadim Fishkinle gerçekleştirdiği ilk serginin ardından yine Ali Akay küratörlüğünde Camila Rocha’yı ağırlamaya hazırlanıyor. İlk sergisinde Vadim Fishkin’le sanat ve teknolojinin buluştuğu noktada ışık ve ışık yansımalarının gizemine odaklandıktan sonra bu kez de Camila Rocha’nın doğayı sanatla ilişkisi üzerinden sorgulayan bulmacasını mekanına taşıyor.

Bitki ve bitki yaşamının kavramsallaştırılmasına odaklanan Camila Rocha çalışmalarında canlı florayı, çizim ve dev bitki enstalasyonlarında kendi ürettiği bitkiler ve tohumlarla bir araya getiriyor. Sanatçının çalışmalarının odak noktasını özel üretim bitkiler oluşturuyor. Rocha’nın hayal ürünü olan bitkileri izleyende daha önce gördüğü ama tanımlayamadığı bir arada kalmışlık duygusu yaratıyor. Aynı zamanda kişisel tecrübesi ve zaman temelinde sınıflandırdığı doğa enstalasyonu ile duvarlarımızın ve günlük yaşantımızın dışında kalmış bir çevreyi bizim için iç ortamda tekrardan yaratıyor.

????????????????????????????????????

Deney Alanı Olarak Bitkilerin Enigması

Camila Rocha’nın sergisi bizi bir deneyim alanına sokmaktadır: Duyma, düşünme, görme biçimlerinin işleme konulduğu enigmatik bir işlemdir bu. Sanat bir deneyim alanı olarak çıkar karşımıza; bir o kadar da zanaatla birlikte varlığını sürdürmektedir. Deneyim sayesinde bir atmosfere girilir; yaşanan deney, izleyicilere yaşattığı empati taşıyan bir deney haline dönüşmektedir.

Camila Rocha’nın mobil heykelleri, arka plan ve ön plan arasındaki şaşırtıcı ilişkiye bağlı olarak çalışmakta ve mekanı bir deney alanına çevirmektedir. Her biri ayrı ayrı işleyen, resim, desen ve heykeller sergide birbirlerine eklemlenmektedir. Sanatçıyı izleyicinin hayal gücüyle iç içe geçirerek, sanat yapanı ve sanata bakanı da neredeyse süperpoze bir şekilde kullanan temsili bir temaşa alanı, serginin kavramsal yerleştirmesini oluşturmaktadır.

Fotosentetik ve ototrof olan bitkiler birer organizma olarak canlı türün botanik ile ilgili kısmını oluşturmaktadır. Her türlü iklimde ayrı ayrı türleri olan bitkiler Camila Rochanın sanat alanındaki nesnelerini oluşturmaktadır. Sanatçıyı ilgilendiren bitkiler aslında direkt olarak doğa ile ilişkili olarak düşünülmemektedir; bir anlamda sanatın bir parçası olarak veya hatta bir varolan olarak yapaylık Rochanın sanat yapma biçimi içine girmektedir. Camila’nın sanatı bilme biçimi”, bir arzu üzerinden okunabilir; bir duyum nesnesi olarak bitkiler birer yaşam nesnesi olarak sanatçıyı temsili bir biçimde sanat yapmaya doğru itmektedir.

Sanatçı kendi çevresini yaratırken bu çevrenin üreyip çoğalma biçimini sorgular. Bu sorgulama sürecinde bitkilerin gelişim sürecinden bir şov sahneye koyar galeri duvarlarının içinde Camila Rocha. Sergide izleyiciyi yeni bitki türlerinin oluşumunun yaratım sürecine davet eder. Tohumlardan başlayan iki boyutlu bitki çizimlerini, üç boyutlu dev enstalasyonları izler. Adeta bir kelebeğin yumurtadan başlayarak, larvaya, larvadan koza ve kanatlı bir kelebeğe dönüşümünün döngüsünü takip eder.

Camila Rocha bir yandan yaratıcılığımızı harekete geçirmek için doğanın verimli uyaranlarına ihtiyacımız olduğunu vurgularken diğer yandan da doğanın varoluşumuzu sorgulama noktasındaki önemini tekrardan farkındalığımıza sunuyor. “Yeni Bitki Türleri Kataloğu hazırlamaya tam olarak 2000de başladım. Babamın evinin bodrum katında sığınak gibi bir seram vardıdiyen sanatçı ülkesinin zengin ve bereketli topraklarını kutlayan ortamlar yaratıyor.

26 Mayıs’da açılacak sergi 16 Temmuza kadar ziyaret edilebilir.

Camile Rocha

1977 Sao Paula doğumlu Brezilyalı sanatçı 13 yıldır İstanbulda yaşamakta ve çizim, video, fotoğraf, performans ve enstalasyonlar aracılığıyla bitkiler üzerinden çalışmalarına devam etmektedir.

2015-2016’da İstanbul Modernin Çelenk Bafra ve Paolo Colombo kürarörlüğünde sunduğu Yok Olmadan sergisi kapsamında Sefatoryum adlı mekana özgü yerleştirme yapıtını gerçekleştirmiştir. Sanatçı insan eliyle yapılmış yeni bir çevre konsepti önermesiyle bu çalışmasında bir yandan doğayı neo-pagan tarzda kutsarken diğer yandan da doğayla birlikte olma hissini ve bir bahçede bulunma keyfini çağrıştırmayı amaçlayan bir oyun alanı yaratır.

2014 ilkbaharında kentsel dönüşüme girmemiş tek Cihangir binası olan Sigorta Pasajı’nda terk edilmiş bir çiçekçi dükkanını kiralayarak mekanda FloriKültür projesini gerçekleştirdi. Enstalasyonuna İstanbul şehir hayatından sesler de katarak bu çok katmanlı çalışmasına ayrı bir boyut ekledi.

Sergilerinin yanı sıra “Nightcomers” ile 10. İstanbul Bienali’ne ve Hüseyin Bahri Alptekin ile beraber gerçekleştirdiği “Catching up” projesi ile 3. Tirana Bienali’ne katılmıştır.

KRANK Art Gallery Hakkında:

Ali Akay küratörlüğünde oluşturduğu bir yıllık sergi programı ile çağdaş sanatın önemli temsilcileri ile sanatseveri buluşturacak olan galeri çağdaş sanat platformuna yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Ayşe Üner Kutlu ve Sibel Erdamar ortaklığında kurulan galeri isminin yarattığı dinamik etkiyi Türk ve yabancı çağdaş sanatçılardan seçkilerle oluşturulan sergilerine de yansıtma hedefinde.

0

Krank Art Gallery’den “Bilimsel Brikolaj”: Vadim Fishkin’in Tekno Mitolojik Düzenekleri

Yazan: İpek Yeğinsü

Sanat tutkusuyla dolu iki genç hanım tarafından kurulan ve Tophane’nin kültürel yaşamına yeni bir soluk getiren Krank Art Gallery’nin Ali Akay küratörlüğünde gerçekleşen ilk sergisi “Bilimsel Brikolaj”, Rus asıllı sanatçı Vadim Fishkin’in bizi günlük yaşamımızın bir parçası olan teknolojik nesnelere bambaşka bir gözle bakmaya zorlayan yapıtlarından oluşuyor. Fishkin İstanbul’a hiç de yabancı değil. Yapıtları daha önce 3. İstanbul Bienali’nde sergilenen sanatçı, şu sıralar çalışmalarını Slovenya Ljubjana’da sürdürüyor.

Sergide alıştığımız işlevlerinin fazlasıyla dışında bir kurgu ile karşımıza çıkan lamba, saç kurutma makinesi, pinpon topu gibi nesnelerin barındırdığı alternatif olanaklar, eserlerin galeri mekanı içinde birbirleriyle kurduğu yoğun ilişkiyle birleşince heyecan verici bir izleyici deneyimini beraberinde getiriyor. Teknolojinin şiirselliğiyle ilgilenen Fishkin’in sanatsal pratiği gücünü, sözkonusu nesneler arasında işlev-hareket-ritm temelinde kurulan, yalın, dolaysız ve gösterişsiz ilişkiden alıyor.

Krank Art Gallery’nin çok da büyük sayılmayacak ancak farklı sergileme yaklaşımlarını gündeme getiren sıradışı mekanındaki sergi, yapıtların akıllıca konumlandırılması sayesinde galeri alanı içinden bir hava akımı, adeta fantazmatik bir varlığın durmadan gelip geçerek esinti yarattığı, fiziksel mekanın sınırlarının muğlaklaştığı gizemli bir atmosfer yaratmış. Sergide belki de en dikkat çekici yapıt, mekanın mimari yapısında bulunan bir kolonun meydana getirdiği girintideki bir kaide üzerinde duran Prometheus. Antik Yunan mitolojisinde kurnazlığıyla bilinen ve tanrılara karşı insandan yana olmanın bedelini sonu gelmeyen bir işkenceyle ödeyen bu ilginç kahraman, Vadim Fishkin için gerçek bir mumdan yayılan ısı enerjisini elektrik enerjisine çevirerek yapay bir mumu çalıştıran bir düzeneğe dönüşüyor; Fishkin’in ironik yaklaşımı bu yapıtta adeta doruğa ulaşıyor. Bir diğer önemli yapıt olan Miss Christmas, kökünü madeni bir kovadan alan ve tatlı bir esintiyle sallanan bir palmiye ağacı projeksiyonundan oluşuyor; bizi petrole bağımlı küresel politik dengelerden tatil hayallerine uzanan geniş bir imge yelpazesinde gezdirirken bilimsel yaklaşımın temelini oluşturan neden-sonuç ilişkisini sorgulamaya itiyor. Modernitenin tek doğruya dayalı monolitik tavrını kurnazca ve kendini ilk anda ele vermeyen bir üslupla eleştiren Fishkin, sorgulamadan kabul etmeye alıştığımız mekanik prensipleri alay edercesine alaşağı edip sanatın çoğulcu, öznel evrenine aktararak yapısöküme uğratıyor.

Aynı zamanda bir sahne tasarımcısı olan Fishkin’in yaratıcılığını ve çok yönlü birikimini ortaya koyan sergi 7 Mayıs’a kadar devam ediyor.

Programi Ali Akay tarafindan hazirlanan KRANK Art Gallery, 26 Mayıs’ta acilacak ikinci sergi ile devam edecek. Camila Rocha’nın “Bitkilerin Enigması” adlı solo sergisi doğayı sanatla ilişkisi üzerinden sorgulayan farklı bir bilmeceyi mekanına tasiyacak.

0