Krank Art Gallery | basin_TR
19169
paged,page,page-id-19169,page-template,page-template-blog-large-image,page-template-blog-large-image-php,paged-2,page-paged-2,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-2.4,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0,vc_responsive

ROMAN URANJEK “ROOM FOR AN IMAGE” SERGİSİ 8 EYLÜL – 28 EKİM

Roman Uranjek, KRANK Art Gallery’deki ikinci sergisinde, 1.1.2002 tarihi-Avrupa Birliği’nin Euro sürecine girmesi- itibariyle başlattığı ve 15 yıllık aralıksız süregelen projesinin çalışmalarını sergiliyor. Afiş, baskılar, kitaplar ve kolajlar, serginin görselliğini oluşturmakta.

Avrupa Birliğinde Euro’nun resmi para birimi olmasının kabul edildiği gün olan 1 Ocak 2002’de Roman Uranjek Avrupa’nın ortak para birimine müdahele eden ilk haçını çizmiştir ve bu çalışma “At least one cross a day after 1.1.2002” projesinin başlangıcını oluşturur. Sanat tarihini ilgilendiren yüzeyler üzerindeki Haç çalışmaları, insani ve sembolik Hıristiyanlık-öncesi ve sonrası ikonografisine ait olarak durmaktadırlar. Bugüne kadar Haç’ın sembolizmi üzerine çok şey söylenmiştir ve aslında, sadece Orta Çağ Gotik sanatı, Rönesans ve Rönesans sonrası sanat tarihi değil, modern sanat tarihi de (bilhassa Malevitch’den beri) bu ikon ile çok uğraşmıştır. Roman Uranjek’in bu ikonu kullanırken asıl geliştirdiği fikir; kullanmış olduğu hazır sayfalar üzerine müdahale ederek çizdiği haçların duyarlılığının, bir ayna etkisi yapmakta oluşudur. Bu sayede, nesneler ve hazır nesneler kendi “maddi varlıklarından” çıkarak “imge varlıklarını” oluşturmaktadırlar. “İmge varlıkları” ikonlaşmakta olan hallerini bir “sanat imgesi varlığına” dönüştürmektedirler.

Bir işaret olarak haç birbirine dik iki çizgiden oluşan basit bir şekildir. İnsanlık tarihinin en eski sembollerinden biridir ve tarih öncesinden bugüne kadar kültürel gelişimin birçok aşamasında karşımıza çıkar. Tarihteki varlığı çok çeşitlidir; kimi zaman sadece bir süs, kimi zaman kimlik belirleyici, kimi zaman da saplantı, inanç ve tapınmanın sembolü olmuştur. Avrupa’daki mağaraların bir çoğunda çarmıh biçiminin kullanıldığı bir çok gravür gözlenmiş ve sonrasında birçok din tarafından özellikle Hristiyanlık tarafından kullanılmıştır. Hristiyanlığın temel sembolü haç, İsa’nın çarmıha gerilişinin hatırlatıcısı olarak acıdan ve ölümden kurtuluşunun temsilidir. Tanrı’nın, Oğlunun kurban edilişi ile günah ve ölümün üstesinden gelen insanoğluna duyduğu sevginin sembolüdür; İsa’nın dirilişi ile insan ölümü yenilgiye uğratmıştır. Bir anlamda haç yaşam ve sonsuzluğun sembolüdür.

Her güne bir çalışma ilkesi ile yola çıkan sanatçı, haçın; dini, mitolojik, erotik tüm sembolik anlamlarından etkilenerek, evrensel bir motif olarak gündelik hayata dahil oluşunu incelemiştir. Kitaplar, dergiler, fotograflar, el ilanları Uranjek için hepsi birer malzeme olmuş, onların üzerine kendi haçını çizerek yaptığı sanatsal müdahele ile temsil edilene farklı bir anlam getirmiştir. Kitap çalışmalarında sanat tarihinin öncül figürlerinin derlemesini yapar, kolajlar ile sanat tarihini adeta yeniden yorumlar. Sanat tarihinden bir eserin reprodüksiyonu ya da basılı medyanın bir reprodüksiyonunun üzerine yaptığı haç ile, mevcut imgenin görselini değiştirerek, bir yandan da semantik değişikliğe neden olur. Asıl mesele bir eserde iki ayrı ögenin tanımlanmasıdır; sanatsal müdahelenin yarattığı alanda şablon-kopya ve müdahele-orijinal öğeleri. Bu projeyle Uranjek günlük ilkesiyle yola çıktığı düzenli ve obsesif bir yaratım süreciyle, en azından bir çizgi çizmeden birgün bile geçirmeyen sanatsal eylemi gözler önüne sermektedir.

Roman Uranjek Hakkında

1961 Trbovlje, Slovenya’da doğan sanatçı Ljubljana, Slovenya’da yaşıyor ve çalışıyor.

1983’te kurulan IRWIN Group’un kurucusu ve üyesidir. Ljubljana’da (Slovenya) kurulan oluşum yine Yugoslavya topraklarında tasarım departmanı “Novi Kolektivizm” ve sanatçı kolektifi “Neue Slowenische Kunst (NSK)” oluşumunda da önemli rol aldı. IRWIN, 1980’lerde ağırlıklı olarak resimsel projelerinde belirli bir görsel dil oluşturulmasının ardından 90’lardan itibaren “Batı Modernizmi”nin sanat tarihini, “Doğu Modernizmi”nin “retro avangard”ı ile karşılaştırarak eleştirel bir inceleme yapar.

Radenko Milak ortaklığı ile oluşan “DATES” projesi, Milak’ın “365 Images of time” serisi ve Uranjek’in “At least one cross a day after 1.1.2002” projelerinin ustaca ve spontan bir şekilde bir araya getirdi. Birbirlerinin işlerine olan ilgileri, objektif zamanı ve tarihi zamanı algılama ve anlamadaki sanatsal yaklaşımlarının benzerliği sonucu gelişmiş ve somut bir işbirliğine dönüşmüştür. 2015 senesinden itibaren bu projeyle Duplex100m2 – Saraybosna, Museum of Contemporary Art Zagreb, Galerija Matice Srpske – Novi Sad, Cankarjev dom – Ljubljana’da ve Kasım 2016’da KRANK Art Gallery’de sergiler gerçekleşmiştir.

0

ASLI ÇAVUŞOĞLU “KIRKPARE” Sergisi 5 Mayıs – 1 Temmuz

Krank Art Gallery, Ali Akay küratörlüğünde gerçekleştireceği yeni sergisi “Kırkpare” ile sanatçı Aslı Çavuşoğlu’nu ağırlıyor. Kadim bir kırmızı renge odaklanan “Kırmızı / Kırmızı”, yapay bir şekilde üretilmiş taşlar (Taşlar Konuşuyor) ve fotoğraf kağıdı üzerine pozlanan taklit mücevherler ile; adeta bir simülakr dünyasına ait olmaya başlayan tarihi, bu üç ayrı sanatsal çalışmanın birbirleriyle kesişmesiyle ortaya koyuyor.

Aslı Çavuşoğlu, “Kırkpare” isimli solo sergisinde üç ayrı çalışmasının fragmanlarından meydana gelen bir yapboz hazırlıyor. Galeri mekanındaki yapbozun ilk parçasını 14. İstanbul Bienali sırasında gerçekleştirdiği Kırmızı / Kırmızı adlı eserinin bir varyasyonu oluşturmaktadır. Renk üzerinden bir hikaye ortaya koyan eser, MÖ 7. Yüzyıldan beri Aras Nehri kıyısında bulunan bir böcekten elde edilen özel kırmızı pigment kullanılarak üretilmiştir. “Ararat Kermesi” olarak adlandırılan bu böceğin Aras Nehri’nin Ermenistan tarafında soyu tükenmektedir. Türkiye tarafında ise çoğunlukla Anadolu’da yaşayan Ermeniler tarafından kullanılan boyanın yapım tekniği 1915’ten sonra kaybolmuştur. Aras Nehri kıyılarında bulunan bir bitkinin köklerinde hayat bulan bu böcek, bir anlamda Türkiye ve Ermenistan’ın sınırını oluşturmakta ve bu sınırda her iki tarafta da yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Renk olarak kırmızı, “ortak yaşam alanı” oluşturmak üzere var olmaktadır. Asırlar öncesine dayanan bir teknik ile üretilen kırmızı renk hem canlılığa, hem de ölüme gönderme yapmaktadır. Sanatçının deyişi ile bu özel kırmızı kendi kendine bir enerji yaratmayı başarmakta ve kendine çekmektedir.

Dünyada bu boyayı üreten tek adamın peşine düşünce kendini Erivan’da Eski Elyazmaları Bilimsel Araştırma Enstitüsü’nde bulan Çavuşoğlu, buradaki elyazmalarından ve geleneksel Ermeni minyatürlerinden esinle desenler ve defterler üretmiştir. Çalışma bu pigmentin nehrin her iki yakasında da kayboluşunu anlatırken pigmentin üretim bilgisinin yeniden paylaşılması ile nesnel kültürün araçlarının çağdaş kullanımına dair yeni bir tartışma başlatmaktadır.

Yapbozun ikinci fragmanını sanatçının “Taşlar Konuşuyor” adlı çalışmasından eserler oluşturmaktadır. Türkiye’de yapılan birçok kazıda bulunmuş, ancak sergilenmeye ‘layık’ görülmemiş arkeolojik eserler üzerine bir çalışma olan “Taşlar Konuşuyor”da, eksik veya önemsiz bulundukları için “müzelik” değerde görülmeyen “etütlük eser”lerden hareket edilmiştir. Seçtiği bir grup etütlük eseri kopyalayan sanatçı, kopyaları farklı malzemelerle üreterek yeni “bütünler” yaratmaktadır. İşlerinde tarih yazımının seçiciliğini ele alan Aslı Çavuşoğlu, “Taşlar Konuşuyor” ile özellikle arkeoloji müzelerinde karşılaşılan sınıflandırma üzerine kurulu değer sistemi üzerine düşünürken arkeolojik ve tarihi bilgilerle anlatı oluşturmanın ve objeler aracılığıyla çoksesli hikâyeler anlatmanın olasılıklarını araştırmaktadır.

Kırkpare sergisinde Parçaların Yapbozu’nu oluşturan üçüncü fragman ise, karşımıza Osmanlı’da tarihi mücevherciliğin parçaları olarak çıkmaktadır. Son yıllarda artan osmanlı nostaljisi “Osmanlı tarzı yaşam” olarak adlandırılmış haliyle kendini göstermekte ve bunun en belirgin örneği “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin gördüğü ilgiyle karşımıza çıkmaktadır. Karakterlerinin giysileri ve kullandığı mücevherler Osmanlı yaşam tarzının sembolleri olarak popülerleşip, Osmanlı mirasını yapay bir şekilde canlandırmaktadırlar. Yapbozun bu bölümünde, ucuz imitasyonları, marketleri dolduran ve seri üretimle daha da yapaylaşan bu mücevherlerin fotogramlarını görmekteyiz. Bunlar fotoğraf kağıdı üzerine taklit mücevherler pozlanarak üretilmişlerdir. Bu modern reprodüksyon setlerin fotogramları, Osmanlı arşivlerindeki mücevher fotoğrafları ile aynıdır ancak bir farkla; bu kez fotogramlar yeni yorumlara yer açacak şekilde zihinde bir boşluk yaratırlar.

Bir simülasyon dünyasına ait olmaya başlayan tarih, bu üç ayrı sanatsal çalışmanın birbirleriyle kesişmesinden meydana gelmektedir. Artık model olmaktan çıkan simülakrlar, kendi başlarına işleyen ve kendi modellerini sanatsal olarak kurgulayan ve bu halleriyle de orijinal sanat eseri haline gelen parçalardan oluşmaktadır. Eserler gerçeklik olarak algılanmak istenen dünyanın içinde yaşarken Aslı Çavuşoğlu’nun “Kırkpare” olarak adlandırdığı yapbozlar düzenlemesi ile izleyiciyi karşılamaktadırlar. Öyleyse, artık hikaye kendi kendisini baştan, istediği gibi yazmaktadır.

Aslı Çavuşoğlu Hakkında

Marmara Üniversitesi Sinema – TV mezunu Aslı Çavuşoğlu (1982, İstanbul) İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor.

Kişisel Sergileri;

2016 Red/Red, MATHAF: Modern Sanat Müzesi, Doha, Katar

2015 Murder in Three Acts, The Market Gallery, Glasgow, İngiltere

In Diverse Estimations, Gallery Miroslav Kraljevic, Zagreb, Hırvatistan

2014 Aslı Çavuşoğlu: In Diverse Estimations Little Moscow, Risd Museum, ABD

2013 Murder in Three Acts, Delfina Foundation, Londra

Taşlar Konuşuyor, ARTER, İstanbul,

Murder in Three Acts, Gallery NON, İstanbul

2012 Art Basel Miami

2010 How I Traveled Around the World, Gallery NON, İstanbul

Grup Sergilerinden seçmeler;

2017 Colori, Castello di Rivoli, Torino, İtalya

2016 On Exactitude in Science, The School of the Museum of Fine Arts, Boston; Manifesta 11: What Do People Do For Money, Zürih; How Did We Get Here?, Van Abbemuseum, Eindhoven, Hollanda; Cuenca Biennial, Cuenca, Ekvator; Replaced, RAMPA, İstanbul

2015 Surround Audience, The New Museum Triennial, NY, ABD; His Master’s Voice: On Voice and Language, Montpellier, Fransa; The School of Kyiv, Second Kyiv International Biennale, Kiev, Ukrayna; How Did We Get Here, SALT, İstanbul; Salt Water, 14. İstanbul Bienali

2014 Proposals on Monumentality, Green Art Gallery, Dubai; The Moving Museum, İstanbul; Il Delitto Quasi Perfecto, PAC Padiglione d’Arte Contemporanea, Milano, İtalya; The Crime Was Almost Perfect, Witte de With Center, Rotterdam, Hollanda

2013 Conversations, Darat al Funun, Amman, Ürdün; Suspicious Minds, Galeria Vermelho, Sao Paulo, Brezilya; Husumet, Rezalet, ARTER, İstanbul; Signs Taken in Wonder, MAK Museum, Viyana, Avusturya

2012 The 11th Baltic Triennial of International Art, Vilnius, Litvanya; Turkish Art Nice and Superb, TANAS, Berlin, Almanya; Soundworks, ICA, Londra, İngiltere

2011 Performa 11, New York, ABD; 7 Works, Borusan Contemporary, İstanbul

2010 When Ideas Become Crime, DEPO, İstanbul; G Have a Look! Have a Look!, Formcontent, Londra, İngiltere; Fantasy&Island, Frac Corse, Corsica, Fransa

2009 This Place You See Has No Size At All, Paris, Fransa; Interferencia, Bogota, Kolombiya; End Game, Gallery Loop, Seoul, Kore

2008 You can’t kiss away a murder, Galerist, İstanbul; On Producibility, Altı Aylık (Türkiye) / Nuans (Almanya), New Talents, Köln, Almanya; Hypnosis Show, Jessica Silverman Gallery, San Francisco, ABD

2007 Be a realist, demand the impossible!, Karşı Sanat Gallery, İstanbul; TR 10º Kunst: Wilhelmsburger Freitag, Hamburg, Almanya; Urban Pedestals_Cph, Kopenhag, Danimarka

2006 Caiet de Geografie, Masa, İstanbul; Reserved, Pist, İstanbul; InforNATION, PiartWorks, İstanbul

2005 That from a long way off look like flies, Platform Garanti CAC, İstanbul

0