Krank Art Gallery | basin_TR
19169
paged,page,page-id-19169,page-template,page-template-blog-large-image,page-template-blog-large-image-php,paged-2,page-paged-2,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-2.4,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0,vc_responsive

ÖZGE ENGİNÖZ “HASAR KATSAYISI/DAMAGE MULTIPLE” 29.03-05.05.2018

KRANK Art Gallery, Özge Enginöz’ün “Hasar Katsayısı / Damage Multiple” adlı solo projesine ev sahipliği yapıyor. Sergi, günümüzün temel problemlerinden “hasar” kavramına, sanatçının çeşitli ilişki biçimlerini irdeleyen interdisipliner çalışmalarıyla odaklanıyor.

“Hasar, günümüz insanının temel problemlerinden biri bir bakıma. Yeryüzüne ilk adımı atar atmaz başlıyor. Evde, sokakta, iş yerinde bireyi sarmalayan şiddet, hızlı bir duyarsızlaşma süreci ile bireyin ve toplumun ‘’hasar katsayısını’’ arttırıyor. Çoğu zaman kendimizde başlayan bu ‘’yolculuk’’ kendimizden ötekine giderken hasar verici özelliğini de yanında götürmeyi ihmal etmiyor!”[1]

 

En genel tanımıyla doğanın veya doğal olmayan olayların yol açtığı bir durum olan hasar, belirli ilişki biçimlerinde de karşımıza çıkan bir kavram. Özellikle insan ilişkileri ve kaynaklara olana bağımlılığımızda yüksek etkili sonuçlara yol açan bir özelliğe sahip. Kavram, Özge Enginöz’ün çalışmalarına interdisipliner üretim anlayışıyla ve çoklu doğasıyla yansıyor.

Projenin çekirdeğini Enginöz’ün sanatçı Bernhard Cella tarafından düzenlenen “Matbu Bir Mekan Olarak Kitap” atölyesinde ürettiği eser oluşturuyor. “Aşk, Hasar, Kusur’’ adlı (aynı zamanda nesne-kitap) olan eser, rastgele seçilmiş İbn-i Sina’nın “Aşkın Mahiyeti Hakkında Risale”sinde geçen “Zarif ve yiğit kimselerin güzel yüzlere karşı duydukları aşkın anlatılması” alıntısıyla ve sahaflardan toplanmış buluntu fotoğraflarla şekilleniyor. İç bölümde yer alan hasar grafiği ise güçlü ve basit bir unsur olan ateşle bağlantılı. Kitaba eşlik eden videoyla kitabın ateşlenme anına tanıklık ediliyor.

Sergide büyük boyutlu tuval yorumları veya gerçek malzeme kullanımıyla Doğanın minör sembolleri olarak karşımıza çıkan ağaç imgeleri, modern dünyanın kaynaklarla zarar görme katsayısı yüksek ilişkilerine göndermeler taşıyor. Simbiyotik (ortak yaşam) döngülerde okunabilecek bu karşılıklı yapılar ise Enginöz’ün özellikle kav mantarları ile yaptığı işinde somutlaşıyor. Üstünde yaşadığı ağaca çürüme yoluyla zarar verse de onların ölümünden sonra bile yaşamaya devam eden kav mantarları uygarlık tarihinde, içinde kor taşınabilen ve tıpta kanama durdurucu olarak kullanılan önemli bir bitki. Sanatçı mantarların içinde kor taşınabilmesi özelliğine odaklanarak yaptığı yerleştirmesinde, doğal malzemeyi doğal olmayan beton bloklarla sunarak yaşam biçimlerimizin çevremizde yol açtığı tahribatı görselleştiriyor.

Öte yandan aşkın kendisi de yaşam için gerekli fakat “öteki” ne duyulan şiddetiyle yakıcı olarak yani çifte doğasıyla var olabilen bir ilişki biçimi. Böylece karşılıklı etkileşimi aşk içinde de gözlemlenebilen “hasar” bir tür ortak yaşantı referansını kazanıyorken, sonuçta yıkıcı olduğu kadar yapıcı bir işlev de üstlenebiliyor.

“Hasar Katsayısı / Damage Multiple”  05 Mayıs’a kadar Krank Art Gallery’de görülebilir.

Özge Enginöz

Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Bileşik Sanatlar bölümünü 2010 yılında tamamlayan Özge Enginöz aynı yıl Almanya’da Valentin Hertweck ve Irene Paetzug’un atölyelerine katıldı ve “İstanbul’da Yaşıyor Çalışıyor” projesi kapsamında Remo Salvadori’nin yürüttüğü çalıştaya seçilen isimler arasında yer aldı. 2009’da Avusturya Kunstverein Paradigma’da ve Kunstuniversitat Linz’de düzenlenen iki ayrı karma sergide işleri sergilendi. 2011 yılında Edisyon Galeri’de gerçekleşen kişisel sergisi “Replik”in ardından 2012-13 yıllarında Borusan Art Center programına katıldı. 2013 yılında Mixer’deki “Sanıldığı Gibi Değil” adlı kişisel sergisini, 2016’da Artnivo’da  “Huzursuz Ruhlar İçin” ve Blok Art Space’te “LOOP? – Dönen Dünya – Fragmanlar ve Sorular” izledi. 2017’de Arter’de, Bernhard Cella tarafından düzenlenen “The Book as Printed Space – Concept and Printed Work Bookmaking Workshop”unda yer aldı. Kariyerinde çok sayıda grup sergisine de katılan Enginöz, çalışmalarına İstanbul’da devam etmektedir.

[1]  Olcay Özmen “Olmanın Kaderinde ve Hasar Burcunda Bir Şair: Birhan Keskin”, Birhan Keskin Şiiri ve Ba, s.81, Metis, 2008.

0

ZEYNEP BELER “BEACHCOMBER” 15 Şubat 2018 – 17 Mart 2018

KRANK Art Gallery, Zeynep Beler’in “Beachcomber” adlı solo projesine ev sahipliği yapıyor. Sergi sanatçının 1-30 Kasım 2017 tarihleri arasında davet edildiği Almanya, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Düsseldorf konuk sanatçı programından ve son dönem çalışmalarından yapılan bir seçkiyle şekilleniyor.
“Bulunmuş nesneler bilgisayarımın kıyılarına vuruyor. Teneke kutularla eski lastikler, korsan mallarına karışıyor. Gömülü hazine gerçekten orada, ama üstü ziftle kaplanmış ve tuhaf. Görülmesi güç çünkü yabancı ve yalnızca pek azımız, adı konmamış olanı görebiliriz.
Bir şey arıyorum, doğru.
Verilerin içindeki anlamı arıyorum.
Sahilden topladığı ganimetle geçinen bir aylak gibi ekranımı taramamın sebebi bu – seni arıyorum, beni arıyorum, maskelerin ötesini görmeye çalışıyorum. Galiba tüm yaşamım boyunca ikimizi aramışım.”
“The Powerbook / Dizüstü” Jeanette Winterson, 2002, Çeviri: Zeynep Mercan

Zeynep Beler son dönem çalışmalarında interdisipliner üretim anlayışının örneklerini verirken gerek malzeme gerek teknik anlamda edebiyattan felsefeye, internetten bilime geniş bir ilgi ufkundan besleniyor.
Adını Jeanette Winterson’un 2002 tarihli “Dizüstü” adlı siberuzayda fantastik bir yolculuğu anlatan romanından alan “sahilden topladığı ganimetle geçinen aylak” anlamına gelen Beachcomber’ da yer alan tüm eserler; metinler, şehir görünümleri, sokaklar, spontane anlardan devşirilmiş figüratif imgeler ve kişisel yaşamdan detaylarla dolup taşarken; malzeme ve teknik kadar yaşamın bizahati kendisinin de yeniden dönüşüm (recycle) içinden süzülerek bir tür üst dönüşümle (upcycle) sanatsal bir yapıta evrilebileceğini gösteriyor.
Serileri ve tek tek eserlerinde fotoğrafın baskın halini bir tür atık sayılabilecek kullanılamaz karelerden semboller inşa ederek kıran sanatçı, yaşamın ciddiyetini de çelişik yanlarını göstererek aşmayı öneriyor. İzleyende derin bir merak uyandıran bu imgeler evreni, bir anlatının parçaları gibi kurgulanırken, satır aralarında yoğun bir form dengesi gözlenebiliyor.
Birey olarak hali hazırda çok yoğun bir görsellik ve veri bulutu içinde yani bir anlamda enformasyon çağında yaşıyorken, çağdaş sanat alanının esinlenme biçimlerimden üretim anlayışlarına dek sanatsal pratiği hayata daha da “yakınlaştırdığını” bitmiş halleri ile sanat yapıtlarında okumak mümkün. Kendi kuşağı içinden böylesi yoğun bir üretimi “Beachcomber” ile galeri mekanına taşıyan Beler, buluntu malzemeler, çektiği fotoğraflar, yağlıboyalar vb. malzeme ile gündelik hayatın detaylarına attığı bakışlarla yoğun bir “ağ” örüyor. Aslında herkesin akıllı telefonlarıyla yaratıp yanında taşıdığı yapay belleğin bir temsilini kısaca. Sanatçının kurguladığı bu “ağ” izleyende ilk anlamı ve işlevinden koparılmış görsellik aracılığıyla belleği çağrıştırırken, klasik resmetme biçimini kullandığında bir döngü yaratıyor. Bir çeşit belirsizlik hali içinde hepimize tanıdık gelen detaylarla dolup taşan, yaşamın ve sanatın sınırlarını giderek silikleştirip muğlaklaştıran bir döngü. Belleğin ve yaşamın büyük dalgalarının getirdiği her şeyin aralığından sızanlara bakıyoruz.
Beachcomber 17 Mart’a kadar Krank Art Gallery de görülebilir.
Zeynep Beler
1985 Ankara doğumlu sanatçı 2007’de Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden mezun oldu. 2010’da Leiden Üniversitesi’nde fotoğraf çalışmaları yüksek lisans programını tamamladı. 2010-12 arası Borusan Art Center konuk sanatçı programında yer aldı. Çevirmenliğiyle de tanınan sanatçının katıldığı diğer atölye ve konuk sanatçı programları arasında Orta Ölçekli Kent: Sıradanı Fotoğraflamak (GAPO ve ISSP işbirliğinde) ve AiR Turkey-Scandinavia Connections (Tranas, İsveç) bulunmaktadır. Yakın zamanda katıldığı sergilerden bazıları İstanbul Modern’de “Habitat” 2015-16, BERLINARTPROJECTS’de “Greetings from Now On: Territories of Commitments” 2016, Zilberman Projects’de “Yazı Kalır” adlı solo sergi 2017 ve Borusan Contemporary’de “Ağaç, Gölge, Deniz, Ay” 2017. Beler yaşamı ve çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir.

0