Krank Art Gallery | basin_TR
19169
page,page-id-19169,page-template,page-template-blog-large-image,page-template-blog-large-image-php,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-2.4,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0,vc_responsive

IRMAK CANEVİ & ZEREN GÖKTAN “0 536 075 56 83” 23 Kasım 2017 – 6 Ocak 2018

KRANK Art Gallery, Irmak Canevi ve Zeren Göktan’ın “0 536 075 56 83” adlı ortak sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi şehir dokusunda çokça karşılaştığımız telefon numaralarından birini kendi içinde gelişen bir süreçle buluyor, isimleştiriyor ve dönüştürerek yeni bir eser haline getiriyor. Projeye adını veren bu numara aynı zamanda iki sanatçının işbirliği yaptığı tek iş olan ses enstalasyonuna* açılan bir portal niteliğinde.

Arka planda bir yıkım görülüyor. Belki bir gecede konan evler yine bir gecede yıkılmış. Eşya dolu bir kamyon var; park etmiş, kapısı açık ve önünde plastik bir sandalye… Karşı konulamayan, baskı uygulanamayan bir farklılığı koruyarak görünenin ve onun algısının tüm maceralarını taşıyan bu hurdacı kamyonunun yanındaki duvara bir de telefon numarası yazılmış: “0 536 075 56 83”.

Eserlerinde mekan olarak yaşadıkları şehri ve malzeme olarak ona ait her türlü detayı kullanan iki sanatçı, bu ortak sergide şehre sesini kıstıkları sakin bir yerden bakmayı tercih ediyorlar. Zeren Göktan’ın fotoğraflarındaki çocuklar ve Irmak Canevi’nin kahve bardaklarından yaptığı enstalasyonlar, az ötede devinen o büyük şehrin kıyısında kendilerine yer açarken aslen nereli olduklarına dair bir de ipucu veriyor. İzleyici, aynı zamanda serginin ismi olan numarayı tuşladığında, kurgulanan bu yeni dünyanın eski sesini duymaya başlıyor.

Irmak Canevi’nin “Arılar da Kafein Sever” adlı yerleştirmesi ilhamını sanatçının “Yapılan bir araştırmaya göre arılar bile güne kafeinsiz başlayamıyor.” anekdotundan alır. Malzeme olarak kaynağını ise sanatçının her sabah atölyesinde çalışmaya başlamadan tükettiği kahve bardaklarında bulur. İçleri boşalan kağıt bardaklar kesilerek, beton ve balmumu ile kaplanarak farklılaştırılır. Kahve bardağı artık bizim özgürce kullanabileceğimiz bir nesne olmaktan çok bize Canevi’nin yapıtını, o sanat yapıtının parodisini kullanabilme koşullarını sunan bir nesneye dönüşmüştür. Günümüz tüketim toplumunun hazır yapım işlevsel bir nesnesini ele alan Canevi, dekonstrüksiyon eylemiyle nesneyi yapı bozumuna uğratır. Modernizmin ustalarından Marcel Duchamp ele aldığı böyle bir hazır nesnenin dekonstrüksiyonunu izleyiciye bırakırken, Canevi bu eylemi sanat pratiği olarak bizzat kendisi gerçekleştirir ve böylece bir seri oyunla tüketim, üretime; çöp, natürmorta, yani sanat eserine dönüşür.

“Usta İşi” adlı serisinde ise Canevi kaydettiği sokak detaylarını yeniden ele alır. Sanatçı şehrin ‘gelişigüzel’, ‘kusurlu’ olarak tarif edilebilecek eklem yerlerinin fotoğraflarını alışılmadık malzeme bileşikleriyle maketleştirir. Asla estetik alanda yer alamayacak bir imge ile sanatın örtüştürülmesi eylemiyle karşı karşıya bırakır izleyiciyi. Özenle camekanlanan her bir ‘güzelleme’ yeni bir bütünün parçasını oluşturur. Yılgın bir şehir planlamacısının hayallerine sahip çıkan sanatçı farklı bir dönüşüm hikayesi önermektedir.

Zeren Göktan “Arka Bahçe” isimli fotoğraf serisinde herkesin yaşamında terkedilen eşyaların atılıp unutulduğu bir arka bahçeden ilham alır. Daha çocuk yaşta dış dünya ile ilk karşılaşmaların yaşandığı bu bahçelerde sonsuz sayıda oyun kurgularken, hayal gücünü keşfeden insan, yıllar geçtikçe anılarında yaşatmaya  çalıştığı bu oyunlu dünyaya özlem duyar.  Sanatçı fotoğraflarında, erişilmez, hatta erişilmesi tehlikeli gibi duran yerlerde poz verdirdiği çocuklara hayallerini hediye eder. Yüksekten bakıldığında her şey küçülmüş ve çocuğun bakış açısı dolayısıyla hakimiyet alanı genişlemiştir. Çünkü Dünya tepeden bakıldığında oyuncaklaşır. Göktan’ın çocukları Lewis Carroll’un “Alice Harikalar Diyarında”ki Alice’i gibi derinlere inmeyi bırakıp yüzeyin keşfine çıkmıştır. Özne kendisi için mümkün kılınan perspektifi terk etmiştir. Görünebilir her şey yani bütün olanaklı bilgi gözlerinin önündedir artık. Kurguladıkları oyunlar aynı Alice’inkiler gibi belli kuralları olmayan, kazanan ve kaybedenin açık olmadığı oyunlardır. Tüm bu atmosfer insanın minör oyunuyla, majör bir oyunun, insani oyunla tanrısal bir oyunun iç içe geçtiği ana tanıklık ettirir bizi.

KRANK Art Gallery “0 536 075 56 83” sergisiyle izleyiciyi, Canevi ve Göktan’ın, yetişkinlerin yükseldikçe ufalan dünyasına meydan okuyan çocuklar gibi, hayalini kurdukları sessiz bahçelerde kurguladıkları oyunların büyülü dünyasına davet ediyor. Yalnızca düşüncede varolan ve sanat yapıtından başka bir neticesi olmayan bu oyun, aynı zamanda düşüncenin ve sanatın gerçek olmasını ve bunların dünyanın gerçekliğini sarsmasını sağlıyor.

*Ses kurgusu için Benjamin Fenton’a teşekkür ederiz.

Irmak Canevi

Irmak Canevi’nin işlerinde kullanılan malzemeler kendi deyişiyle “en az sanatçı kadar önemsizdir”. Öte yandan önemli olan ise onları şekillendirme sürecidir. Malzemenin bu şekilde sıradanlaşması sanatsal pratik açısından her şeyin kullanılabileceği anlamına gelir. Bu yönüyle sanatçının eserlerinde, şeylerin bir araya geliş biçimine dair bir “güzelleme” okuruz. Bir öğenin diğeriyle nasıl ve nerede bir araya geleceği, bu montajın bütüncül olarak değerlendirilmesini pekiştiren bir eylemdir. Yöntem ve sonucun bu şekilde dengelenmesi, sonucun –nihai ürün olarak sanat yapıtının- karşısında süreci ve zanaatı vurgulayarak çalışmayı adeta politik bir duruş olarak sunar.

Zeren Göktan

Çalışmalarında yeni ve kurgusal bir dilin olanaklarını arayan Zeren Göktan, yaşadığı toplum ve kültüre ait kodları da sanatsal pratiği içinde değerlendirir. Kurgusal hatta yer yer spontane bir ton taşıyabilen projelerindeki bakış açısı bireyin içinde yaşadığı koşullar kadar zamanına dair sorun ve duyarlılıklarını da görünür kılmayı amaçlar. Göktan’ın konu edindiği anlatıya yönelik öznesi ve tüm detaylarıyla yakından ilgilendiği sahne kurguları, jest ve mimikler, sanatçı kimliğindeki titiz ve araştırmacı bileşenden kaynaklanır. İşleri aracılığıyla izleyicinin bakışına, didaktik ve klişe bir dilin ötesinde, zorlu konulara zarafetle açılan samimi bir manzara sunar.

0

GÜNEŞ TERKOL “EVİM KALBİMDİR” 2 – 18 Kasım 2017

KRANK Art Gallery, ‘Evim Kalbimdir’ ile Güneş Terkol’u konuk ediyor. Terkol’un Art Night Londra için hazırladığı ve Türkiye’de ilk defa sergilenecek pankart projesi ve projenin dokümantasyonu 18 Kasım Cumartesi gününe kadar galeride görülebilecek. Ayrıca Bige Örer, 13 Kasım Pazartesi, proje kapsamında Güneş Terkol ile bir sanatçı konuşması gerçekleştirecek.

Londra’da yılda bir kez gerçekleştirilen çağdaş sanat festivali Art Night, her yıl önde gelen kültürel kurumlardan biri ve beraberinde bir küratörü Londra’nın sıra dışı bir bölgesine davet ederek, o bölgenin tarihi, kültürü ve mimarisini inceleyen bir proje başlatıyor. Bu yıl 1 Temmuz’da Doğu Londra’da gerçekleştirilen Art Night, Fatoş Üstek küratörlüğünde Whitechapel Gallery işbirliği ile gerçekleştirildi. Türkiye’den projeye davet edilen Güneş Terkol’a Londra’da katıldığı bir aylık sanatçı konuk programının ardından Art Night için yeni bir çalışma siparişi verildi. Terkol’un sosyal bir angajmanın pratiği şeklinde gelişen 7. Pankart projesi olan Evim Kalbimdir için farklı gruplardan katılımcılar sanatçıyla işbirliği içine girdiler. Terkol, Middlesex Street Estate sakini bir grupla çalıştı. Londra’da göçmenlere tahsis edilmiş iki konuttan biri olan Middlesex Street Estate 1965- 1970 yılları arasında Londra Mimarlar Birliği tarafından inşa edilen, içinde oyun alanları ve garaj bulunan ve konut sakinlerinin katkısıyla da peyzajı gerçekleşmiş bir avlunun etrafını çevreleyen 23 katlı bir bloktan oluşuyor. 270 adet mülk barındıran binanın %70’i farklı azınlıklar tarafından birkaç jenerasyondur sosyal konut olarak kullanılıyor.

Katılımcılar gerçekleştirdikleri bir seri dikiş atölyesi sonucu 200 x 300 cm ölçülerinde “Home is My Heart / Evim Kalbimdir” isimli büyük ölçekli bir pankart ürettiler. Güneş Terkol’un tasarladığı zeminin üzerine işlenen pankart, her bir sahnesiyle semt sakinlerinin ümitlerinin, düşlerinin, bulundukları çevre ve komşuları ile olan ilişkilerinin duygu ve emek dolu şiirsel anlatımını gözler önüne seriyor. Ortaya çıkan çalışma Londra Metropolitan Üniversitesi’nin altı okulundan biri olan Sir John Cass School of Art, Architecture and Design (The Cass) binasının camında sergilendi.

Proje kapsamında bir de görsel-işitsel performans gerçekleştirildi. Bölge sakinlerinin katılımıyla oluşturulan ve ‘Kuş Bandosu’ ismi verilen gezici koro; kuş düdükleri çalarak pankart ile beraber şehirde dolaştı.

Projenin bir diğer heyecan verici yanı da pankartın City of London Cooperation’ın katkılarıyla 4 m x 12 m ölçülerinde büyütülerek Middlesex Street Estate’in dış duvarında kalıcı bir duvar resmi haline getirilmesi oldu.

Proje kapsamında ayrıca Terkol’un 2010 yılında yarattığı ‘Arzu Yalayıp Geçti Bandosu’ serisi sergilendi. Birbirinden farklı ve çeşitli sosyal sınıflara mensup 27 kurgusal karakteri canlandırdığı gerçek boyutlu seride yer alan her karakter, toplum içinden bir bireyi temsil ederken, yan yana gelmeleriyle sahip oldukları toplumsal kimlik vurgulanıyordu. “Arzu Yalayıp Geçti Bandosu”nun “Evim Kalbimdir” ile beraber Art Night kapsamında The Cass binasının camlarında sergilenmesi toplumsal bir aradalığın ahengini farklı zamanlarda yaratılmış iki ayrı bandoyla vurgulamıştı.

“Benim için pankart önemli bir kavram çünkü insanlar bir olayı protesto etmeye başlamadan önce toplanıp pankartlarını yaratırlar çünkü bu süreç onlara bir yandan da düşüncelerini, politikalarını tartışma olanağı sunar” diyen Güneş Terkol’un bulunduk materyallerle, özellikle yumuşak dokulu malzemelerle gerçekleştirdiği işleri sanatçının kişisel tarihi, çevresi, ilişkileri ve karşı karşıya geldiği toplumsal koşullarla şekillenir. Kullandığı müphem karakterler, başı sonu belirsiz, anlatıcısı olmayan bir hikayenin kahramanlarıdır. Bu hikayeler dikişli eserlerinde, skeçlerinde, kimi zaman da müzikal performanslarında karşımıza çıkar.

Güneş Terkol’un “Evim Kalbimdir”  ile beraber yedi pankart projesi bulunuyor. Çin’den Antakya’ya; İstanbul’dan Berlin’e kadar farklı coğrafyalarda düzenlediği atölye çalışmalarının sonucu ortaya çıkan pankartlar bu farklı coğrafyalarda yaşayan kadınlar, göçmenler, gençler, vb. kesimlerin hayalleri, korkuları, gelecek kaygıları, güncel durumlarını bir anlamda resmediyor.

Güneş Terkol Hakkında

Kollektif üretimin, ortaklaşa çalışmaların ve ortak bir amaçla bir araya gelişlerin de çok önemli olduğuna inanan sanatçı 2005 yılından beri bireysel çalışmalarının yanı sıra Ha Za Vu Zu sanat kolektifi ile de üretimler yaptı. Ha Za Vu Zu üyesi 3 sanatçı: Oğuz Erdin, Güçlü Öztekin, Güneş Terkol yeni grupları GuGuOu ile performanslarına devam ediyor. 2016’da Paris Cité des Arts’ta sanatçı programına katılan Terkol’un işleri son olarak 32. Sao Paulo Bienali’nde ve Manhattan Loft Gallery Londra’da “All Fun and Games Until Someone Gets Burnt…” grup sergisinde görüldü.

Sanatçı Programları; 2013 ISCP, New York; 2011 OrganHaus, Chongqing; 2010 Gasworks, Londra

Solo Sergiler; 2015 LISTE, The Young Fair Basel; 2014 “Holographic Recording” NON Gallery İstanbul; 2012 Frieze Frame, Frieze Art Fair Londra; 2012 “The Main Forces That Stir Up Action” NON İstanbul; 2008 “No Ceremony for Transition” Apartman Projesi İstanbul

Grup Sergileri; 2016 “O zaman renk!” Artnivo İstanbul; 2015 “Passion, Joy, Fury” MAXXI, National Museum of XXI Century Arts Roma;, 2015 “Stay with me” Depo İstanbul; 2014 10. Gwangju Bienali Kore; 2013 “Better Homes” Sculpture Center New York; 2013 Whitechapel Gallery Londra (Ha Za Vu Zu ile beraber); 2012 “Who told you so?! #4 Truth vs. Family” Onomatopee Eindhoven; 2012 “Signs Taken in Wonder” MAK Viyana, Küratörler: Simon Rees ve Bärbel Vischer; 2012 “What a Loop” Berlin (Ha Za Vu Zu ile birlikte); 2011 “Dream and Reality” İstanbul Modern İstanbul; 2009 10. Lyon Bienali, (Ha Za Vu Zu ile birlikte), Küratör: Hou Hanru; 2009 “BREADWAY, Urban stories: The X” Baltic Triennial of International Art Vilnius (Ha Za Vu Zu ile birlikte); 2007 10. İstanbul Bienali, Küratör: Hou Hanru (Ha Za Vu Zu ile birlikte); 2007 “sobe!” Bilsar İstanbul, Küratör: Leyla Gediz; 2007 “We Are Getting Vocalized” Galerist İstanbul (Ha Za Vu Zu ile birlikte)

0