Krank Art Gallery | basin_TR
19169
page,page-id-19169,page-template,page-template-blog-large-image,page-template-blog-large-image-php,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-2.4,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0,vc_responsive

Merve İşeri “Çürüyen Kavunlar”

Merve İşeri’nin solo sergisi “Çürüyen Kavunlar” 7 Eylül – 20 Ekim tarihleri arasında Krank Art Gallery’de görülecek. Sorgulama ve insan doğasını inceleme ihtiyacı içinde olan ve felsefeyi araç olarak kullanan sanatçı, felsefe sayesinde gerçekliklerle kurduğu ilişkiyi farklı sembollerle dışa vuruyor. Serginin temelini oluşturan dört resim ile bedenimizin asli ve kaçınılmaz görevi olan dünyayı sindirme ve onun içinde yaşamayı ele alıyor.

Çürüyen Kavunlar, kişisel gelişim ve ‘gelişmekte olma’ haline yönelik bir methiye niteliğindedir. Küratörlüğünü Nicole O’Rourke’nin üstlendiği sergi, hayatın aynı anda hem şerbetsi bir sululuk hem de bir kokuşmuşluk içerisinde, zamanın durdurulamazlığı ve sürekli kendini yenilemesiyle ilgilidir.

Çürüyen Kavunlar dört resim üzerine kurulmuştur; bunların her birinde, biçimsel olarak yabancı duran bedenler tasvir edilmektedir. Hayalvari bir dünyaya yerleştirilmişlerdir ancak, Merve’nin resmettiği yaratık figürleri açık bir şekilde dişi figürlerdir. Dört sayısı dünyevi bir sayıdır: dört element, ayın dört evresi, dört mevsim, dört ana yön… Dört sayısı içerisinde yerleşik bir mantık vardır. Bunun yanında yeryüzü ve onun sakinlerini kapsayan, onlardan yola çıkan ve onlar üzerinde gerçekleşen daimi bir değişim halini yeğ tutma söz konusudur.

Sanatçı, çalışmalarında insan bedenine odaklanırken insanın doğayı kendi fiziksel bedeni üzerinden algıladığı gerçeğine işaret etmektedir. Eserlerinin bazı köşelerine bedenin farklı parçalarını saklayan sanatçı, sürekli kendini eksik hisseden insana sahip olduğu gücü hatırlatmak için kusursuz bedensel bütünlüğünü vurgulamak istemektedir

Merve’nin figürleri, bu dünyevi değişimlerin sırdaşı olan bir bedende yaşamı temsil etmekte, zamanın akışını ve olayların gelip geçişini önleyememek halini betimlemektedir. “Gut” [Bağırsak] (2018) merkezi bir figürdür; “Gut”, duyguları harekete geçiren, kişiler arası ilişkileri ilerleten, değişimi besleyip büyüten ve sindirilmesini sağlayan, kişiye has sesi ve içgüdüleri temsil eder. “Gut” tüm figürler arasında en insanvari olandır ve en öne çıkan uzvu elidir. Aynı eserlerde kurmaca bir alfabeyi andıran şekiller de dilsizliğin dili olarak karşımıza çıkar. Gücümüzü keşfetme yolunda yavaşlayıp daha iyi birer dinleyici olabilmemiz adına bize alternatif bir dil önermektedir.

“Caressing Body”, “Harnessing Body” ve “Growing Body” adlı çalışmalar dinleme sürecinin, zamanla dönüşmenin, beden dışı ve beden içi bütün huzursuzluklarını ve çirkinliklerini öğrenmenin resimleridir. “Caressing Body”de su ve toprak gibi elementleri bedeninin içine doğru çektiği izlenimi veren bir figür gösterilmektedir. Bu figür, diğerlerinin arasında, kulakları en belirgin olandır: o dinlemektedir. “Harnessing Body” çalışmasında tek gözlü bir figür resmedilmiştir ve bu, görme yetisine sahip tek figürdür; o görmektedir, ama bakışı sınırlandırılmıştır. “Growing Body” adlı çalışmadaki figürün uzuvları orantısızdır. Başı yana dönük ve hareket halinde gibi gözükürken bedeni ileri dönüktür. O, zaman içinde hareket etmektedir, büyümekte ve deneyimlemektedir.

Bir araya geldiklerinde, bu çalışmalar bedenimizin asli ve kaçınılmaz görevi olan dünyayı sindirme ve onun içinde yaşamayı ele almaktadırlar. Bunun yanı sıra, gelgit ve iniş çıkışlara izin vermenin, çevresel ve sosyal duyarlılıklara sahip olarak her zaman ayakları yere basan bir duruş sergilemenin önemine işaret etmektedir.

İşeri, (d. 1992, İstanbul) ağırlıklı olarak astarsız tuval üzerine yağlıboya ile çalışan bir sanatçı. 2014 yılında Politecnico di Milano’nun İletişim Tasarımı bölümünden mezun oldu. Yaşamını Londra ve İstanbul’da sürdürüyor. 2017 yılında İstanbul’da Ballon Rouge Collective’in düzenlediği “her brain is a traveling white bullet” başlıklı ilk kişisel sergisini gerçekleştirdi. 2015’ten bu yana Şikago, Milano, İstanbul ve Londra’da gerçekleştirilen karma sergilerde çalışmaları sergilendi. The Financial Times, Harper’s Bazaar Türkiye ve Huffington Post gibi yayınlarda eserleri hakkında yazılara yer verildi.

Nicole O’Rourke, yazar, küratör ve Ballon Rouge Collective kurucu direktörüdür. Sanat Tarihi Master programını Hunter College, New York’da tamamladı. İstanbul ve New York’da birçok serginin organizasyonunu yaptı ve yazıları Art Review, Hyperallergic, Time Out, Near East Magazine, 212 Magazine, Istanbul Art News ve artspace.com gibi önemli yayınlarda yer aldı.

0

“YER DEĞİŞTİREN UFUKLAR” 10.05.2018 – 15.06.2018

KRANK Art Gallery, küratörlüğünü Misal Adnan Yıldız’ın üstlendiği “Yer Değiştiren Ufuklar / Shifting Horizons” adlı karma projeye ev sahipliği yapıyor. Sergide farklı disiplinlerden gelen üretimleriyle Nilbar Güreş, Khaled Barakeh ve Neşe Karasipahi’nin eserleri yer alıyor.

Açık arazide gök ve yerin birleştiği coğrafi mesafeyi ifade eden ufuk kelimesi, dilin zamana dayalı yanı ile algılandığında, potansiyel geleceği imler. Değişim de akış halinde olan zamanın karakteristik yanlarından biridir. “Yer Değiştiren Ufuklar” ise zaman ve mekan içinde değişip duran varlığımıza ait durum ve şartların tezahürleri üzerine çeşitlemeler sunan bir proje.
Çalışmalarını yıllardır dünyanın farklı coğrafyalarında sürdüren küratör Misal Adnan Yıldız’ın kaleme aldığı katalog metninde de belirttiği gibi “Birbiriyle ilişkilendirilebilecek resimsel, fotoğrafik ve heykelsi formların geçici ortaklığında kurulan bu eski usül oda sergisinin en net açısı, yaşamın değerini, çemberini ve anlamını özgürlük, yer değiştirmek, değişen doğa ve yaşam şartları etrafında yeniden düşünmek…” üzerine kurgulanan bir yapıda.
Yaşamı ve çalışmalarını İstanbul-Viyana ekseninde sürdüren Nilbar Güreş feminist jestler ve anlatımcı vurgularla şekillenen eserleriyle katılıyor seçkiye. Birdenbire yer değiştirmenin yol açtığı durumlara dayalı soyutlamalardan, malzeme çeşitliliğine, teknik yetkinlikten sanatçının araştırmacı yönüne dek tüm boyutlarıyla var olmanın eşlikçisi eserler bunlar. İkili desenlerinde ekonomik renk ve yüzey kullanımı anlatılmak istenen konuyu odaklarken, buluntu taş ve kumaştan oluşan yerleştirmesi ayrıca sergiye özgü ürettiği “Sahnede Yağmur” adlı eseri, sanatçının pratiğindeki zenginliği aktarıyor.
Şam doğumlu, Berlin’de yaşayan Khaled Barakeh ise gündelik yaşam algıları üzerinden ait olma durumlarını sorguladığı interdisipliner eserleriyle sergide. Güncel izleyicinin bağ kurmakta zorlanmayacağı işleriyle eleştiri kadar bir tür farkındalık eşiği yaratabiliyor Barakeh. Suriye’nin yedi farklı siyasi bölgesinden çekilmiş gökyüzünü konu alan “The-7th” insan icadı ideolojilerle göğün katmanlı özgürlük anlamı arasındaki ayrışmayı vurguluyor. “The Untitled Images” serisinde ise sanatçı, kadrajını yeryüzüne ve savaşın sert gerçekliğine çeviriyor. Yine Suriye’nin farklı yerlerinde çekilen bu fotoğraflarda sanatçının bir cerrah titizliğiyle çıkardığı figürlerin oluşturduğu boşluk, yaşanan ama aktarılamayan acı ve şiddetin temsiline dönüşüyor. “One Hour Is Sixty Minutes, And Vice Versa” adlı eser de evrensel bir olgu olan zamanın, Batılı olmayan yerel bir kültürde nasıl algılandığını irdeliyor.
İstanbul’lu Neşe Karasipahi de mermer ve soyut formlu bir heykel yerleştirmeyle katılıyor sergiye. “Uzak” adlı eserde malzemenin stilize ve üç boyutlu yorumlandığını görüyoruz. Uzaklara ulaşmayı olanaklı kılan gemi, sanatçının bu kavramsal yorumuyla kendinde barındırdığı bu eylemin ötesinde zihnin ve hayal gücünün tetikleyicisi olarak karşımıza çıkıyor.
“Yer Değiştiren Ufuklar / Shifting Horizons” 15 Haziran’a kadar KRANK Art Gallery’de görülebilir.

Nilbar Güreş
Nilbar Güreş, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü mezuniyetinin ardından Viyana Güzel Sanatlar Akademisi Resim ve Grafik Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. 2012 yılında, Avusturya Hükümeti’nin desteğiyle, New York’ta bulunan International Studio & Curatorial Program misafir sanatçı programına katıldı. 2014 yılında Lutetia Building, FAAP’ın Sao Paulo’daki misafir sanatçı programına katıldı. 2013 yılında Hilde Goldschmidt ödülünü, 2014’de Otto Mauer ödülünü, 2015 yılında da Avusturya’da beşinci kez düzenlenen Belvedere Contemporary (BC21) ödülünü kazandı. 2016’da 20. Sidney Bienali, Avustralya ve İsrail Center for Digital Art’ta açtığı “Open Phone Booth” önemli solo sergileri arasında olan Güreş, kariyerine 2018 Haziran’ında Lentos Kunstmuseum, Avusturya’da düzenlenecek solo projesiyle devam edecek. Sanatçı çalışmalarını Viyana ve İstanbul’da sürdürmektedir.

Khaled Barakeh
Halen Berlin’de yaşamakta olan 1976 Şam doğumlu sanatçı Khaled Barakeh Şam Güzel Sanatlar Akademisi’nden 2005 yılında mezun oldu. 2010 yılında Danimarka’nın Odense kentinde yer alan Funen Sanat Akademisi’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Barakeh, 2013 yılında Frankfurt’da Städelschule Sanat Akdemisi’nden Meisterschueler derecesini aldı. Özünde resim eğitimi almış olan Barakeh Avrupa’da yaşadığı yıllar süresince kavramsal sanat pratiklerine ağırlık verdi. Şu an çok farklı medyumlar kullanarak ürettiği işlerinde sanatçı kimlik, kültür, tarih bağlamında güç dinamiklerini mercek altına almakta. Şu ana kadar birçok solo ve karma projede yer alan sanatçının sergi açtığı yerler arasında; Künstlerhaus Stuttgart; Şanghay Bienali; Salt İstanbul; Kunsthalle Brandts, Overgaden Danimarka; Frankfurter Kunstverein; Artspace New Zealand ve daha birçok müze ve kurum bulunmaktadır.

Neşe Karasipahi
1975 Karaman doğumlu sanatçı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü’nde eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Atatürk Oto Sanayi’deki atölyesini açtı. Sanatçı 2005 yılından bu yana aynı yerde çalışmalarını sürdürüyor. Geleneksel sanat teknikleri kullanarak ürettiği işlerinde ve enstalasyonlarında zıtlık kavramına sıkça yer verir. Minimalist tarzda, geometrik formlar kullanarak gerçekleştirdiği işleri, sert keskin hatlı işlenmiş mermer bloklardan yalın ve dingin bir anlatıma dönüşüyor. Birbiri içine geçmiş formları zeminden mekana yükselirken, mekanın sürekliliği içinde hem geçmişin hem de şimdiki zamanın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Zamansızlığın içinde durağan ve hareket edebilmeyi başaran bu heykeller kendine özgü üslubuyla hayat buluyor. Bu kendine özgü yaklaşım sonucunda ortaya çıkan heykelleri mekan ve zamanla kurgulanmış yapının içine oturuyor. Boşluğu hacimlendiren ve boşluğu içinde saklayan yapılar heykel pratiğinin temelini oluşturuyor.

Misal Adnan Yıldız
Çalışmalarında toplumun hayal gücünün, sosyal eleştirinin, kolektif yaratıcılığın farklı kültür, politika ve sosyal bağlamlara göre nasıl algılandığına odaklanan Yıldız, özellikle eğitimini aldığı psikolojiden ve özel ilgi duyduğu edebiyattan besleniyor. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olan Yıldız, Sabancı Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar üzerine yüksek lisansını tamamladıktan sonra sanatçı ve küratör olarak birçok uluslararası küratöryel çalışma gerçekleştirdi ve araştıma programında yer aldı. 2012 yılında Independent Curatorial Vision Award (ICI) adaylarından biri olan Yıldız, 2013’te Palais de Tokyo‘da “A History of Inspiration” adlı sergiyi gerçekleştirdi. Aynı zamanda bu dönemde 13. İstanbul Bienali’nin de küratöryel işbirlikçileri arasında yer aldı. 2014 yılında Curate Award’dan Michael Wang ve Evelyn Simonds ile beraber ödülle döndü. 2016’da Yeni Zelanda Ulusal Sanat Ödülleri jürisinde yer aldı. Daha önce Almanya, Stuttgart’ta bulunan Künstlerhaus’ta sanat direktörlüğü yapan Yıldız, 2014-2017 arasında Auckland’daki Artspace’in direktörlüğü görevini yürüttü. Yıldız son olarak geçtiğimiz Ocak ayında gerçekleşen London Art Fair’in, Dialogues 2018 edisyonunun küratörlüğünü üstlendi.

0