Krank Art Gallery | basin_TR
19169
page,page-id-19169,page-template,page-template-blog-large-image,page-template-blog-large-image-php,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-2.4,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0,vc_responsive

ZEYNEP BELER “BEACHCOMBER” 15 Şubat 2018 – 17 Mart 2018

KRANK Art Gallery, Zeynep Beler’in “Beachcomber” adlı solo projesine ev sahipliği yapıyor. Sergi sanatçının 1-30 Kasım 2017 tarihleri arasında davet edildiği Almanya, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Düsseldorf konuk sanatçı programından ve son dönem çalışmalarından yapılan bir seçkiyle şekilleniyor.
“Bulunmuş nesneler bilgisayarımın kıyılarına vuruyor. Teneke kutularla eski lastikler, korsan mallarına karışıyor. Gömülü hazine gerçekten orada, ama üstü ziftle kaplanmış ve tuhaf. Görülmesi güç çünkü yabancı ve yalnızca pek azımız, adı konmamış olanı görebiliriz.
Bir şey arıyorum, doğru.
Verilerin içindeki anlamı arıyorum.
Sahilden topladığı ganimetle geçinen bir aylak gibi ekranımı taramamın sebebi bu – seni arıyorum, beni arıyorum, maskelerin ötesini görmeye çalışıyorum. Galiba tüm yaşamım boyunca ikimizi aramışım.”
“The Powerbook / Dizüstü” Jeanette Winterson, 2002, Çeviri: Zeynep Mercan

Zeynep Beler son dönem çalışmalarında interdisipliner üretim anlayışının örneklerini verirken gerek malzeme gerek teknik anlamda edebiyattan felsefeye, internetten bilime geniş bir ilgi ufkundan besleniyor.
Adını Jeanette Winterson’un 2002 tarihli “Dizüstü” adlı siberuzayda fantastik bir yolculuğu anlatan romanından alan “sahilden topladığı ganimetle geçinen aylak” anlamına gelen Beachcomber’ da yer alan tüm eserler; metinler, şehir görünümleri, sokaklar, spontane anlardan devşirilmiş figüratif imgeler ve kişisel yaşamdan detaylarla dolup taşarken; malzeme ve teknik kadar yaşamın bizahati kendisinin de yeniden dönüşüm (recycle) içinden süzülerek bir tür üst dönüşümle (upcycle) sanatsal bir yapıta evrilebileceğini gösteriyor.
Serileri ve tek tek eserlerinde fotoğrafın baskın halini bir tür atık sayılabilecek kullanılamaz karelerden semboller inşa ederek kıran sanatçı, yaşamın ciddiyetini de çelişik yanlarını göstererek aşmayı öneriyor. İzleyende derin bir merak uyandıran bu imgeler evreni, bir anlatının parçaları gibi kurgulanırken, satır aralarında yoğun bir form dengesi gözlenebiliyor.
Birey olarak hali hazırda çok yoğun bir görsellik ve veri bulutu içinde yani bir anlamda enformasyon çağında yaşıyorken, çağdaş sanat alanının esinlenme biçimlerimden üretim anlayışlarına dek sanatsal pratiği hayata daha da “yakınlaştırdığını” bitmiş halleri ile sanat yapıtlarında okumak mümkün. Kendi kuşağı içinden böylesi yoğun bir üretimi “Beachcomber” ile galeri mekanına taşıyan Beler, buluntu malzemeler, çektiği fotoğraflar, yağlıboyalar vb. malzeme ile gündelik hayatın detaylarına attığı bakışlarla yoğun bir “ağ” örüyor. Aslında herkesin akıllı telefonlarıyla yaratıp yanında taşıdığı yapay belleğin bir temsilini kısaca. Sanatçının kurguladığı bu “ağ” izleyende ilk anlamı ve işlevinden koparılmış görsellik aracılığıyla belleği çağrıştırırken, klasik resmetme biçimini kullandığında bir döngü yaratıyor. Bir çeşit belirsizlik hali içinde hepimize tanıdık gelen detaylarla dolup taşan, yaşamın ve sanatın sınırlarını giderek silikleştirip muğlaklaştıran bir döngü. Belleğin ve yaşamın büyük dalgalarının getirdiği her şeyin aralığından sızanlara bakıyoruz.
Beachcomber 17 Mart’a kadar Krank Art Gallery de görülebilir.
Zeynep Beler
1985 Ankara doğumlu sanatçı 2007’de Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden mezun oldu. 2010’da Leiden Üniversitesi’nde fotoğraf çalışmaları yüksek lisans programını tamamladı. 2010-12 arası Borusan Art Center konuk sanatçı programında yer aldı. Çevirmenliğiyle de tanınan sanatçının katıldığı diğer atölye ve konuk sanatçı programları arasında Orta Ölçekli Kent: Sıradanı Fotoğraflamak (GAPO ve ISSP işbirliğinde) ve AiR Turkey-Scandinavia Connections (Tranas, İsveç) bulunmaktadır. Yakın zamanda katıldığı sergilerden bazıları İstanbul Modern’de “Habitat” 2015-16, BERLINARTPROJECTS’de “Greetings from Now On: Territories of Commitments” 2016, Zilberman Projects’de “Yazı Kalır” adlı solo sergi 2017 ve Borusan Contemporary’de “Ağaç, Gölge, Deniz, Ay” 2017. Beler yaşamı ve çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir.

0

PELİN KIRCA “SİVAS” 24 Ocak – 03 Şubat 2018

KRANK Art Gallery, Pelin Kıca’nın “Sivas” adlı solo projesine ev sahipliği yapıyor. Kaan Müjdeci’nin ilk uzun metrajlı filmi olan ve 2014’te Venedik Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan“Sivas” Pelin Kırca’nın eserlerine de ilham veriyor. Sergide Norgunk tarafından sınırlı sayıda basılan ve sanatçı imzalı “Sivas” adlı kitabın lansmanı da gerçekleştirilecek.

KRANK Art Gallery “Sivas” sergisiyle izleyiciyi, Pelin Kırca’nın düşsel dünyasına davet ediyor. Grafikten illüstrasyona, desenden dijital tasarım, animasyon ve video sanatına dek geniş bir skalada interdisipliner üretimiyle tanınan Kırca, sergide filmin duygusal doku ve boyutundan esinli farklı ölçülerdeki suluboyalarını izleyiciyle paylaşıyor.
Filmde yaşadığı küçük köyde okulu ve arkadaşlarıyla vakit geçirmekten başka rutini olmayan 11 yaşındaki Aslan’ın hikayesi işleniyor. Aynı sınıfta okuduğu Ayşe’ye aşık olan Aslan, bir gün yaşadığı bölgede yaygın olan köpek dövüşlerinden birine denk gelir. Burada yaralı bir halde ölüme terk edilen “Sivas” isimli köpeği çevredekilerin itirazlarına rağmen sahiplenerek, başka bir canlı ile iletişim kurar. Hayatını etkileyen bu önemli karşılaşmadan itibaren bir çocuğun bu coğrafyada yaşamın zorlu yönleriyle nasıl başa çıkmaya çalıştığını izliyoruz.
Pelin Kırca da kağıt üzerine suluboya eserlerinde doğal bir atmosfer kurgusu içine yerleştirdiği öğeler ve figürlerle hikayenin aşk, arkadaşlık, dostluk, yalnızlık gibi derin ve evrensel yönlerine odaklanıyor. Belirli sahne kurgularını andıran bu eserler izleyiciye eski zaman anlatılarına eşlik eden yalın minyatür dilini anımsatıyor. Yüzeyin tamamı bir kadraj olarak kullanılarak gösterilenin, hikayenin geçtiği daha büyük bir bütünün parçasına ait olduğu izlenimi verirken, doğa ve bileşenlerinin katmanlı kurgusuyla da örtüşüyor. Ağaçlar, hayvanlar, meyveler, gökyüzü ve zemin fon olmanın ötesinde asıl öğeler gibi işlenen temalara sembolik katkılarıyla işlev kazanıyorlar.
Pelin Kırca
1982 Atlanta doğumlu Pelin Kırca, Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden 2004 yılında mezun olduktan sonra 2007 yılında Güzel Sanatlar yüksek lisansını tasarım alanında New York’taki School of Visual Arts’ta tamamladı. Türkiye’nin yanı sıra Amerika, İtalya, Fransa, İspanya, Japonya, İsviçre ve Portekiz’de karma sergilere katıldı. Colors gibi dergilerde desenleri yayınlanan, Memento Mori ve Reconstructing Mayakovsky adlı animasyon filmleriyle Vienna Independent Shorts, Chicago Underground, Akbank, Lucca, International Filmmor Women Festival on Wheels, Manifest, !F Istanbul gibi uluslararası festivallerde animasyonları gösterilen Kırca, kendi tabiri ile “profesyonel hayalperest”. “Yalnızca düşüncede varolan ve sanat yapıtından başka bir neticesi olmayan bu oyun, aynı zamanda düşüncenin ve sanatın gerçek olmasını ve bunların dünyanın gerçekliğini sarsmasını sağlıyor”.
İnterdisipliner çalışmalarıyla yerel ve uluslararası pek çok ödüle de layık görülen sanatçı yaşamını İstanbul’da sürdürmektedir.

0