Krank Art Gallery | basin_TR
19169
page,page-id-19169,page-template,page-template-blog-large-image,page-template-blog-large-image-php,ajax_fade,page_not_loaded,,select-theme-ver-2.4,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0,vc_responsive

“YER DEĞİŞTİREN UFUKLAR” 10.05.2018 – 15.06.2018

KRANK Art Gallery, küratörlüğünü Misal Adnan Yıldız’ın üstlendiği “Yer Değiştiren Ufuklar / Shifting Horizons” adlı karma projeye ev sahipliği yapıyor. Sergide farklı disiplinlerden gelen üretimleriyle Nilbar Güreş, Khaled Barakeh ve Neşe Karasipahi’nin eserleri yer alıyor.

Açık arazide gök ve yerin birleştiği coğrafi mesafeyi ifade eden ufuk kelimesi, dilin zamana dayalı yanı ile algılandığında, potansiyel geleceği imler. Değişim de akış halinde olan zamanın karakteristik yanlarından biridir. “Yer Değiştiren Ufuklar” ise zaman ve mekan içinde değişip duran varlığımıza ait durum ve şartların tezahürleri üzerine çeşitlemeler sunan bir proje.
Çalışmalarını yıllardır dünyanın farklı coğrafyalarında sürdüren küratör Misal Adnan Yıldız’ın kaleme aldığı katalog metninde de belirttiği gibi “Birbiriyle ilişkilendirilebilecek resimsel, fotoğrafik ve heykelsi formların geçici ortaklığında kurulan bu eski usül oda sergisinin en net açısı, yaşamın değerini, çemberini ve anlamını özgürlük, yer değiştirmek, değişen doğa ve yaşam şartları etrafında yeniden düşünmek…” üzerine kurgulanan bir yapıda.
Yaşamı ve çalışmalarını İstanbul-Viyana ekseninde sürdüren Nilbar Güreş feminist jestler ve anlatımcı vurgularla şekillenen eserleriyle katılıyor seçkiye. Birdenbire yer değiştirmenin yol açtığı durumlara dayalı soyutlamalardan, malzeme çeşitliliğine, teknik yetkinlikten sanatçının araştırmacı yönüne dek tüm boyutlarıyla var olmanın eşlikçisi eserler bunlar. İkili desenlerinde ekonomik renk ve yüzey kullanımı anlatılmak istenen konuyu odaklarken, buluntu taş ve kumaştan oluşan yerleştirmesi ayrıca sergiye özgü ürettiği “Sahnede Yağmur” adlı eseri, sanatçının pratiğindeki zenginliği aktarıyor.
Şam doğumlu, Berlin’de yaşayan Khaled Barakeh ise gündelik yaşam algıları üzerinden ait olma durumlarını sorguladığı interdisipliner eserleriyle sergide. Güncel izleyicinin bağ kurmakta zorlanmayacağı işleriyle eleştiri kadar bir tür farkındalık eşiği yaratabiliyor Barakeh. Suriye’nin yedi farklı siyasi bölgesinden çekilmiş gökyüzünü konu alan “The-7th” insan icadı ideolojilerle göğün katmanlı özgürlük anlamı arasındaki ayrışmayı vurguluyor. “The Untitled Images” serisinde ise sanatçı, kadrajını yeryüzüne ve savaşın sert gerçekliğine çeviriyor. Yine Suriye’nin farklı yerlerinde çekilen bu fotoğraflarda sanatçının bir cerrah titizliğiyle çıkardığı figürlerin oluşturduğu boşluk, yaşanan ama aktarılamayan acı ve şiddetin temsiline dönüşüyor. “One Hour Is Sixty Minutes, And Vice Versa” adlı eser de evrensel bir olgu olan zamanın, Batılı olmayan yerel bir kültürde nasıl algılandığını irdeliyor.
İstanbul’lu Neşe Karasipahi de mermer ve soyut formlu bir heykel yerleştirmeyle katılıyor sergiye. “Uzak” adlı eserde malzemenin stilize ve üç boyutlu yorumlandığını görüyoruz. Uzaklara ulaşmayı olanaklı kılan gemi, sanatçının bu kavramsal yorumuyla kendinde barındırdığı bu eylemin ötesinde zihnin ve hayal gücünün tetikleyicisi olarak karşımıza çıkıyor.
“Yer Değiştiren Ufuklar / Shifting Horizons” 15 Haziran’a kadar KRANK Art Gallery’de görülebilir.

Nilbar Güreş
Nilbar Güreş, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü mezuniyetinin ardından Viyana Güzel Sanatlar Akademisi Resim ve Grafik Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. 2012 yılında, Avusturya Hükümeti’nin desteğiyle, New York’ta bulunan International Studio & Curatorial Program misafir sanatçı programına katıldı. 2014 yılında Lutetia Building, FAAP’ın Sao Paulo’daki misafir sanatçı programına katıldı. 2013 yılında Hilde Goldschmidt ödülünü, 2014’de Otto Mauer ödülünü, 2015 yılında da Avusturya’da beşinci kez düzenlenen Belvedere Contemporary (BC21) ödülünü kazandı. 2016’da 20. Sidney Bienali, Avustralya ve İsrail Center for Digital Art’ta açtığı “Open Phone Booth” önemli solo sergileri arasında olan Güreş, kariyerine 2018 Haziran’ında Lentos Kunstmuseum, Avusturya’da düzenlenecek solo projesiyle devam edecek. Sanatçı çalışmalarını Viyana ve İstanbul’da sürdürmektedir.

Khaled Barakeh
Halen Berlin’de yaşamakta olan 1976 Şam doğumlu sanatçı Khaled Barakeh Şam Güzel Sanatlar Akademisi’nden 2005 yılında mezun oldu. 2010 yılında Danimarka’nın Odense kentinde yer alan Funen Sanat Akademisi’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Barakeh, 2013 yılında Frankfurt’da Städelschule Sanat Akdemisi’nden Meisterschueler derecesini aldı. Özünde resim eğitimi almış olan Barakeh Avrupa’da yaşadığı yıllar süresince kavramsal sanat pratiklerine ağırlık verdi. Şu an çok farklı medyumlar kullanarak ürettiği işlerinde sanatçı kimlik, kültür, tarih bağlamında güç dinamiklerini mercek altına almakta. Şu ana kadar birçok solo ve karma projede yer alan sanatçının sergi açtığı yerler arasında; Künstlerhaus Stuttgart; Şanghay Bienali; Salt İstanbul; Kunsthalle Brandts, Overgaden Danimarka; Frankfurter Kunstverein; Artspace New Zealand ve daha birçok müze ve kurum bulunmaktadır.

Neşe Karasipahi
1975 Karaman doğumlu sanatçı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü’nde eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Atatürk Oto Sanayi’deki atölyesini açtı. Sanatçı 2005 yılından bu yana aynı yerde çalışmalarını sürdürüyor. Geleneksel sanat teknikleri kullanarak ürettiği işlerinde ve enstalasyonlarında zıtlık kavramına sıkça yer verir. Minimalist tarzda, geometrik formlar kullanarak gerçekleştirdiği işleri, sert keskin hatlı işlenmiş mermer bloklardan yalın ve dingin bir anlatıma dönüşüyor. Birbiri içine geçmiş formları zeminden mekana yükselirken, mekanın sürekliliği içinde hem geçmişin hem de şimdiki zamanın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Zamansızlığın içinde durağan ve hareket edebilmeyi başaran bu heykeller kendine özgü üslubuyla hayat buluyor. Bu kendine özgü yaklaşım sonucunda ortaya çıkan heykelleri mekan ve zamanla kurgulanmış yapının içine oturuyor. Boşluğu hacimlendiren ve boşluğu içinde saklayan yapılar heykel pratiğinin temelini oluşturuyor.

Misal Adnan Yıldız
Çalışmalarında toplumun hayal gücünün, sosyal eleştirinin, kolektif yaratıcılığın farklı kültür, politika ve sosyal bağlamlara göre nasıl algılandığına odaklanan Yıldız, özellikle eğitimini aldığı psikolojiden ve özel ilgi duyduğu edebiyattan besleniyor. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olan Yıldız, Sabancı Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar üzerine yüksek lisansını tamamladıktan sonra sanatçı ve küratör olarak birçok uluslararası küratöryel çalışma gerçekleştirdi ve araştıma programında yer aldı. 2012 yılında Independent Curatorial Vision Award (ICI) adaylarından biri olan Yıldız, 2013’te Palais de Tokyo‘da “A History of Inspiration” adlı sergiyi gerçekleştirdi. Aynı zamanda bu dönemde 13. İstanbul Bienali’nin de küratöryel işbirlikçileri arasında yer aldı. 2014 yılında Curate Award’dan Michael Wang ve Evelyn Simonds ile beraber ödülle döndü. 2016’da Yeni Zelanda Ulusal Sanat Ödülleri jürisinde yer aldı. Daha önce Almanya, Stuttgart’ta bulunan Künstlerhaus’ta sanat direktörlüğü yapan Yıldız, 2014-2017 arasında Auckland’daki Artspace’in direktörlüğü görevini yürüttü. Yıldız son olarak geçtiğimiz Ocak ayında gerçekleşen London Art Fair’in, Dialogues 2018 edisyonunun küratörlüğünü üstlendi.

0

ÖZGE ENGİNÖZ “HASAR KATSAYISI/DAMAGE MULTIPLE” 29.03-05.05.2018

KRANK Art Gallery, Özge Enginöz’ün “Hasar Katsayısı / Damage Multiple” adlı solo projesine ev sahipliği yapıyor. Sergi, günümüzün temel problemlerinden “hasar” kavramına, sanatçının çeşitli ilişki biçimlerini irdeleyen interdisipliner çalışmalarıyla odaklanıyor.

“Hasar, günümüz insanının temel problemlerinden biri bir bakıma. Yeryüzüne ilk adımı atar atmaz başlıyor. Evde, sokakta, iş yerinde bireyi sarmalayan şiddet, hızlı bir duyarsızlaşma süreci ile bireyin ve toplumun ‘’hasar katsayısını’’ arttırıyor. Çoğu zaman kendimizde başlayan bu ‘’yolculuk’’ kendimizden ötekine giderken hasar verici özelliğini de yanında götürmeyi ihmal etmiyor!”[1]

 

En genel tanımıyla doğanın veya doğal olmayan olayların yol açtığı bir durum olan hasar, belirli ilişki biçimlerinde de karşımıza çıkan bir kavram. Özellikle insan ilişkileri ve kaynaklara olana bağımlılığımızda yüksek etkili sonuçlara yol açan bir özelliğe sahip. Kavram, Özge Enginöz’ün çalışmalarına interdisipliner üretim anlayışıyla ve çoklu doğasıyla yansıyor.

Projenin çekirdeğini Enginöz’ün sanatçı Bernhard Cella tarafından düzenlenen “Matbu Bir Mekan Olarak Kitap” atölyesinde ürettiği eser oluşturuyor. “Aşk, Hasar, Kusur’’ adlı (aynı zamanda nesne-kitap) olan eser, rastgele seçilmiş İbn-i Sina’nın “Aşkın Mahiyeti Hakkında Risale”sinde geçen “Zarif ve yiğit kimselerin güzel yüzlere karşı duydukları aşkın anlatılması” alıntısıyla ve sahaflardan toplanmış buluntu fotoğraflarla şekilleniyor. İç bölümde yer alan hasar grafiği ise güçlü ve basit bir unsur olan ateşle bağlantılı. Kitaba eşlik eden videoyla kitabın ateşlenme anına tanıklık ediliyor.

Sergide büyük boyutlu tuval yorumları veya gerçek malzeme kullanımıyla Doğanın minör sembolleri olarak karşımıza çıkan ağaç imgeleri, modern dünyanın kaynaklarla zarar görme katsayısı yüksek ilişkilerine göndermeler taşıyor. Simbiyotik (ortak yaşam) döngülerde okunabilecek bu karşılıklı yapılar ise Enginöz’ün özellikle kav mantarları ile yaptığı işinde somutlaşıyor. Üstünde yaşadığı ağaca çürüme yoluyla zarar verse de onların ölümünden sonra bile yaşamaya devam eden kav mantarları uygarlık tarihinde, içinde kor taşınabilen ve tıpta kanama durdurucu olarak kullanılan önemli bir bitki. Sanatçı mantarların içinde kor taşınabilmesi özelliğine odaklanarak yaptığı yerleştirmesinde, doğal malzemeyi doğal olmayan beton bloklarla sunarak yaşam biçimlerimizin çevremizde yol açtığı tahribatı görselleştiriyor.

Öte yandan aşkın kendisi de yaşam için gerekli fakat “öteki” ne duyulan şiddetiyle yakıcı olarak yani çifte doğasıyla var olabilen bir ilişki biçimi. Böylece karşılıklı etkileşimi aşk içinde de gözlemlenebilen “hasar” bir tür ortak yaşantı referansını kazanıyorken, sonuçta yıkıcı olduğu kadar yapıcı bir işlev de üstlenebiliyor.

“Hasar Katsayısı / Damage Multiple”  05 Mayıs’a kadar Krank Art Gallery’de görülebilir.

Özge Enginöz

Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Bileşik Sanatlar bölümünü 2010 yılında tamamlayan Özge Enginöz aynı yıl Almanya’da Valentin Hertweck ve Irene Paetzug’un atölyelerine katıldı ve “İstanbul’da Yaşıyor Çalışıyor” projesi kapsamında Remo Salvadori’nin yürüttüğü çalıştaya seçilen isimler arasında yer aldı. 2009’da Avusturya Kunstverein Paradigma’da ve Kunstuniversitat Linz’de düzenlenen iki ayrı karma sergide işleri sergilendi. 2011 yılında Edisyon Galeri’de gerçekleşen kişisel sergisi “Replik”in ardından 2012-13 yıllarında Borusan Art Center programına katıldı. 2013 yılında Mixer’deki “Sanıldığı Gibi Değil” adlı kişisel sergisini, 2016’da Artnivo’da  “Huzursuz Ruhlar İçin” ve Blok Art Space’te “LOOP? – Dönen Dünya – Fragmanlar ve Sorular” izledi. 2017’de Arter’de, Bernhard Cella tarafından düzenlenen “The Book as Printed Space – Concept and Printed Work Bookmaking Workshop”unda yer aldı. Kariyerinde çok sayıda grup sergisine de katılan Enginöz, çalışmalarına İstanbul’da devam etmektedir.

[1]  Olcay Özmen “Olmanın Kaderinde ve Hasar Burcunda Bir Şair: Birhan Keskin”, Birhan Keskin Şiiri ve Ba, s.81, Metis, 2008.

0